Ekonomi yönetiminin hazırladığı yeni vergi düzenlemeleri iş dünyası ve vergi uzmanları tarafından dikkatle takip edilirken, düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde ortak nokta kapsamlı bir vergi reformu ihtiyacı oldu. Kurumlar Vergisi’nde üretim yapan işletmelere sağlanan indirimler, varlık barışı uygulamaları ve kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemeler genel olarak olumlu karşılanırken, uzmanlar sık sık çıkarılan vergi aflarının sistem üzerindeki güven sorununu derinleştirdiğine dikkat çekti.
Yeni düzenlemeyle birlikte sanayi sicil belgesine sahip üretim işletmeleri için Kurumlar Vergisi oranı yüzde 12,5 seviyesine düşürülürken, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesine yönelik vergi avantajları da genişletildi. Ayrıca hem yurt içi hem de yurt dışındaki menkul kıymetlerin kayıt altına alınmasına ilişkin çeşitli vergi muafiyetleri sağlandı. Ancak iş dünyası temsilcileri ve mali uzmanlar, düzenlemelerin kalıcı başarı sağlaması için vergi sisteminin bütünsel bir reform anlayışıyla yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Vergi afları yerine kalıcı reform çağrısı
Yeni Ekonomi Danışmanlık A.Ş Kurucu Ortağı Nazmi Karyağdı, yapılan düzenlemelerin ekonomik gelişmelere uyum sağlama ve artan petrol fiyatlarının yarattığı döviz ihtiyacını karşılama açısından yerinde olduğunu belirtti. Ancak Türkiye’de vergi sisteminin sürekli geçici uygulamalarla yönetilmesinin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Karyağdı, vergi adaletini sağlayacak kapsamlı reformların artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.
Karyağdı, özellikle Kurumlar Vergisi’nde farklı sektörler için farklı oranlar uygulanmasının sistemde karmaşaya neden olduğunu belirterek tüm mükellefleri kapsayacak tek oranlı yapıya dönülmesi gerektiğini ifade etti. Yurt dışı varlık barışının kısa vadede cari açığın finansmanına katkı sağlayabileceğini dile getiren Karyağdı, buna rağmen sürekli gündeme gelen vergi aflarının kayıtlı ekonomi açısından uzun vadeli riskler oluşturduğunu kaydetti.
Vergi affı niteliğindeki düzenlemelerin tekrar gündeme gelmemesi için vergi oranlarının düşürüldüğü, vergi tabanının genişletildiği ve mükellef haklarını önceleyen yeni bir sisteme ihtiyaç olduğunu belirten Karyağdı, reform sürecinin ertelenmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Yurt dışındaki Türk varlıklarının dönüşü zor”
Güncel Grup Kurucu Ortağı YMM Yılmaz Sezer ise mevcut ekonomik koşullarda faiz ve kur politikalarının şirketlerin kârlılıklarını önemli ölçüde baskıladığını ifade etti. Ekonomide yaşanan daralmanın iş dünyası üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Sezer, artık yalnızca reel sektör temsilcilerinin değil, bankacılık sektörünün de sıkı para politikalarının gevşetilmesini talep ettiğini söyledi.
Kamu alacaklarının 72 aya kadar yapılandırılabilmesinin işletmeler açısından kısa vadede rahatlatıcı olabileceğini belirten Sezer, özellikle teminatsız yapılandırma üst limitinin 1 milyon liraya çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu ifade etti. Çünkü mevcut borçların büyük bölümünün bu tutarın altında bulunduğunu söyledi.
Öte yandan Sezer, varlık barışı kapsamında Türkiye’ye getirilecek fonların devlet iç borçlanma senetleri ve kira sertifikaları gibi araçlarda değerlendirilmesi halinde vergi avantajı sağlanacağını belirtirken, mevcut ekonomik konjonktürde yurt dışındaki Türk yatırımcıların fonlarını Türkiye’ye getirme konusunda çekimser davranabileceğini ifade etti. Dubai merkezli serbest fonların Türkiye’ye çekilmesinin hedeflenmesi halinde ise bunun ekonomik getirileri kadar oluşturabileceği risklerin de dikkatli analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Sezer, farklı mükellef gruplarına farklı vergi oranları uygulanmasının vergi adaleti açısından tartışmalı bir alan oluşturduğunu kaydetti.
“Güven sorunu varlık barışının etkisini azalttı”
Vergi Uzmanı Deniz Eresin ise Türkiye’de 2008 yılından bu yana yedi farklı varlık barışı düzenlemesi yapıldığını ancak bunların büyük bölümünün beklentilerin altında kaldığını söyledi. Eresin’e göre bu durumun en önemli nedenlerinden biri sistemde oluşan güven sorunu oldu.
Geçmiş dönemlerde Türkiye’ye getirilen varlıkların vergi incelemesine tabi tutulmayacağı yönünde açıklamalar yapılmasına rağmen bazı durumlarda inceleme süreçlerinin yaşandığını hatırlatan Eresin, bunun yatırımcı güvenini ciddi şekilde sarstığını belirtti. Varlık barışı uygulamalarının kayıt dışı sermayeyi sisteme çekme amacı taşısa da sık sık gündeme gelmesinin vergi adaleti konusunda soru işaretleri oluşturduğunu ifade eden Eresin, kara para aklama şüphelerinin de uygulamaların kamuoyundaki güvenilirliğini zayıflattığını söyledi.
Türkiye’de kapsamlı bir vergi reformuna uzun süredir ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Eresin, özellikle dolaylı vergilerin azaltılması ve verginin tabana yayılması gerektiğini vurguladı. KDV sistemindeki çoklu oran yapısının hem tahsilat hem de işletmeler açısından ciddi sorunlar yarattığını belirten Eresin, tek oranlı KDV sistemine geçilmesinin önemli bir reform adımı olabileceğini ifade etti.
İş dünyası öngörülebilir sistem istiyor
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran da yeni düzenlemelerin üretim ve yatırım ortamına katkı sağlayabileceğini ancak kalıcı çözüm için vergi sisteminin bütünsel yaklaşımla yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Baran, vergi sisteminin sürekli değişikliklerle yönetilmesinin hem iş dünyası hem de kamu açısından sürdürülebilir olmadığını ifade ederek, her yeni düzenlemenin sistemde yeni ihtiyaçlar doğurduğunu belirtti. Üretim, yatırım, ihracat ve kayıtlı ekonomiyi önceleyen kalıcı bir reform yapılması gerektiğini vurgulayan Baran, uzun vadeli yatırım planlaması yapan iş dünyasının öngörülebilir bir vergi sistemine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yıllar içinde çok sayıda değişikliğe uğradığını belirten Baran, sistemin artık “yamlı bohça” görünümüne dönüştüğünü ifade etti. Ayrıca kamu borçları nedeniyle uygulanan e-haciz işlemlerinin işletmelerin ticari faaliyetlerini ciddi şekilde zorlaştırdığını söyledi.
KDV’de uygulanan farklı oranların işletmeler üzerinde devreden KDV yükü oluşturduğunu belirten Baran, iade süreçlerinin hızlandırılması ve sistemin sadeleştirilmesi gerektiğini kaydetti. Uzmanlar ve iş dünyası temsilcileri, yeni düzenlemelerin kısa vadede ekonomik rahatlama sağlayabileceğini ancak kalıcı başarı için Türkiye’nin kapsamlı, sade, adil ve öngörülebilir bir vergi reformuna ihtiyaç duyduğunda birleşiyor.