Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda küresel gelişmelerden enflasyon görünümüne kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Karahan, artan jeopolitik risklerin dezenflasyon sürecini zorlaştırdığını belirtirken, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Jeopolitik riskler ekonomiyi baskılıyor
Karahan, küresel ekonomide son dönemin en belirleyici unsurunun jeopolitik gelişmeler olduğunu ifade etti. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilimin enerji fiyatlarında ciddi yükselişlere yol açtığını belirten Karahan, Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin küresel enerji arzı açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Enerji maliyetlerindeki artışın yanı sıra tedarik zincirlerinde yaşanan aksamaların küresel büyümeyi zayıflattığını kaydeden Karahan, 2026 yılında dünya ekonomisinde belirgin bir yavaşlama beklendiğini dile getirdi.
Küresel para politikalarında temkinli seyir
Enerji fiyatlarının küresel enflasyonu yukarı çektiğini belirten Karahan, buna rağmen merkez bankalarının temkinli bir duruş sergilediğini ifade etti. Faiz indirim beklentilerinin ötelenmeye başladığını belirten Karahan, ABD Merkez Bankası’nın faizleri sabit tuttuğunu, Avrupa Merkez Bankası’nın ise yılın ikinci yarısında faiz artışına gidebileceğine yönelik beklentilerin güçlendiğini söyledi.
İç talepte dengelenme sinyali
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, sıkı para politikası sayesinde talep kompozisyonunun daha dengeli hale geldiğini ifade etti. Tüketimin büyümeye katkısının azaldığını, yatırımların ise görece güçlü kaldığını belirtti. İç talep göstergelerinde yavaşlama sinyallerinin belirginleştiğini dile getiren Karahan, sanayi üretiminin yatay seyrettiğini, hizmet sektöründe ise artışın sürdüğünü söyledi. İş gücü piyasasında manşet işsizlik düşük görünse de geniş tanımlı işsizlik oranlarının daha yüksek seviyelerde olduğunu da ekledi.
Dış ticaret ve cari dengede kontrollü görünüm
Karahan, dış ticaret tarafında görece olumlu bir tablo bulunduğunu belirtti. Nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise düşüş gözlendiğini ifade eden Karahan, enerji ithalatındaki yükselişe rağmen altın ve enerji hariç ithalatın gerilediğini söyledi. Cari işlemler açığının yılın ilk çeyreğinde artmasına rağmen milli gelire oranla tarihsel ortalamaların altında kaldığını belirten Karahan, yıl genelinde cari açığın yönetilebilir seviyelerde kalmasının beklendiğini dile getirdi.
Enflasyonda enerji ve gıda baskısı
Karahan, nisan ayında yıllık enflasyonun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Enflasyonda önceki zirvelere kıyasla düşüş yaşandığını ancak seviyenin halen yüksek olduğunu vurguladı. Çekirdek enflasyon göstergelerinde yavaşlama görülürken, gıda ve enerji kalemlerinin yukarı yönlü baskı oluşturduğunu ifade eden Karahan, özellikle enerji fiyatlarındaki artışın maliyet kanalıyla birçok sektöre yayıldığını söyledi.
Hizmet enflasyonu ve kira tarafında iyileşme
Hizmet enflasyonunda kira ve eğitim kalemlerinde yavaşlama eğilimi gözlendiğini belirten Karahan, bu gelişmenin dezenflasyon sürecine katkı sağladığını ifade etti. Yeni kira verilerinin artış hızında düşüşe işaret ettiğini belirten Karahan, eğitim fiyatlamasında yapılan düzenlemelerin de enflasyon üzerindeki baskıyı hafiflettiğini dile getirdi.
Para politikasında sıkı duruş sürecek
Para politikası tarafında kararlılık mesajı veren Karahan, yılın başında sınırlı bir faiz indirimi yapılmasına rağmen artan küresel riskler nedeniyle sıkı duruşun korunduğunu söyledi. Likidite yönetimi ve makroihtiyati tedbirlerle para politikasının desteklendiğini ifade etti. Döviz piyasasında oynaklığı sınırlamak amacıyla çeşitli araçların devreye alındığını belirten Karahan, Türk lirasına olan talebin güçlü seyrini sürdürdüğünü vurguladı.
Rezervler güçlü seviyede
Jeopolitik dalgalanmalara rağmen rezervlerin güçlü kaldığını ifade eden Karahan, nisan itibarıyla brüt rezervlerin 171 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 36 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıkladı. Karahan, konuşmasının sonunda fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için vazgeçilmez olduğunu belirterek, bu hedefe ulaşılana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini vurguladı.