Kamu ve özel sektörde çalışan milyonlarca kişiyi ilgilendiren doğum izni düzenlemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yeni düzenleme ile birlikte analık izni süresi uzatılırken, doğum öncesi ve sonrası çalışma koşullarında da önemli değişiklikler yapıldı. Yasa kapsamında hem annelere hem de babalara yönelik sosyal haklar genişletilirken, koruyucu aile sistemine ilişkin yeni teşvikler de devreye alındı.
Doğum izni 24 haftaya çıkarıldı
Düzenlemeye göre kamu ve özel sektörde çalışan kadınlar için doğum izni süresi toplamda 24 hafta olarak yeniden belirlendi. Bu sürenin 8 haftası doğum öncesi, 16 haftası ise doğum sonrası kullanılacak. Böylece özellikle doğum sonrası dönemde annenin bebeğiyle daha uzun süre vakit geçirmesi ve iyileşme sürecini daha sağlıklı geçirmesi hedefleniyor. Yeni düzenleme ile doğum öncesi çalışma süresine ilişkin esneklik de yeniden düzenlendi. Daha önce kadın çalışanlar, sağlık raporu ile doğuma 3 hafta kalana kadar çalışabiliyorken, bu süre 2 haftaya düşürüldü. Bu değişiklikle birlikte doğum sonrasına aktarılabilecek izin süresi 1 hafta daha artırılmış oldu.
Geçiş süreci için ek hak
Yasada geçiş sürecine ilişkin önemli bir detay da yer aldı. Buna göre, analık izni süresi dolmuş ancak 1 Nisan 2026 itibarıyla doğumdan itibaren 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan çalışanlar, talep etmeleri halinde 8 hafta ek izin kullanabilecek. Bu uygulama, mevcut çalışanların hak kaybı yaşamamasını amaçlıyor.
Babalık izni 10 güne yükseldi
Düzenleme kapsamında babalara tanınan haklar da genişletildi. Özel sektörde çalışan babalar için babalık izni süresi 10 güne çıkarıldı. Bu değişiklikle birlikte babaların doğum sonrası süreçte aileye daha fazla destek olması ve ebeveynlik sorumluluğunu daha aktif üstlenmesi hedefleniyor. Yasa, koruyucu aile sistemine yönelik teşvikleri de içeriyor. Buna göre, bir veya daha fazla çocuğa koruyucu aile olan çalışanlara, çocuğun tesliminden sonra talep etmeleri halinde 10 gün izin verilecek. Bu düzenleme ile koruyucu aile modelinin yaygınlaştırılması ve çocukların aile ortamında büyümesinin desteklenmesi amaçlanıyor.
Sosyal politika açısından önemli adım
Uzmanlara göre söz konusu düzenleme, çalışma hayatı ile aile yaşamı arasındaki dengeyi güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir sosyal politika adımı olarak öne çıkıyor. Özellikle kadınların iş gücüne katılımının desteklenmesi, çocuk bakım süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi ve aile yapısının güçlendirilmesi açısından düzenlemenin uzun vadeli etkiler yaratması bekleniyor.