Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın üçüncü Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde piyasalarda bekleyişi artırdı. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde gerçekleşecek toplantı, özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkileri nedeniyle kritik önem taşıyor.
Jeopolitik Riskler ve Enflasyon Baskısı
Bölgede süren çatışmaların petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı yönlü baskılaması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için enflasyon riskini artırıyor. Bu gelişmeler, Merkez Bankası’nın para politikası duruşunu belirlerken daha temkinli hareket etmesini gerektiriyor. Artan maliyet baskıları, finansal istikrarın korunması adına sıkı para politikası beklentilerini güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.
BofA’dan Dikkat Çeken Tahmin
Bank of America, yaklaşan toplantıya ilişkin öngörülerini paylaştı. Bankanın ekonomisti Hande Küçük, TCMB’nin efektif fonlama faizini yüzde 40 seviyesinde sabit tutmasını beklediklerini ifade etti. Ancak bu beklenti, piyasalarda farklı senaryoların konuşulmasına engel olmuyor. BofA’ya göre mevcut politika seti korunabilir, ancak alternatif bir senaryo da masada bulunuyor.
İki Farklı Senaryo Masada
TCMB’nin önünde iki temel seçenek öne çıkıyor:
- Bir haftalık repo faizinin yüzde 37 seviyesinde korunması ve üst banttan fonlama yapılması
- Politika faizinin 300 baz puan artırılarak yüzde 40 seviyesine çıkarılması
BofA, özellikle piyasa güvenini artırmak adına ikinci seçeneğin daha olası olduğuna işaret ediyor.
Rezerv Artışı ve Küresel Etki
Küresel piyasalardaki görece iyileşme ve Türkiye’nin rezerv birikimindeki artış, politika faizinin sabit tutulabileceği yönündeki beklentileri destekliyor. Ancak enflasyon görünümündeki riskler ve finansman ihtiyacı, faiz artışı ihtimalini gündemde tutuyor. TCMB, bir önceki toplantısında efektif fonlama faizini yüzde 40, politika faizini ise yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmıştı.
Kritik Karar Bekleniyor
Piyasa aktörleri açısından TCMB’nin alacağı karar yalnızca faiz oranı değil, aynı zamanda para politikasının yönüne ilişkin güçlü bir sinyal niteliği taşıyacak. Özellikle yatırımcı güveni, kur dengesi ve enflasyon beklentileri üzerinde belirleyici olması bekleniyor.