Türkiye otomotiv pazarı 2025 yılında güçlü talep, artan model çeşitliliği ve tüketici eğilimlerindeki değişimin etkisiyle tüm zamanların en yüksek satış performansına ulaştı. Otomobil ve hafif ticari araç satışları, yılı rekor seviyede tamamlayarak sektör açısından tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, 2025 yılı ocak–aralık döneminde otomobil ve hafif ticari araç pazarı bir önceki yıla kıyasla yüzde 10,49 artış göstererek 1 milyon 368 bin 400 adet seviyesine çıktı. Bu sonuçla birlikte Türkiye otomotiv pazarı, yıllık bazda bugüne kadarki en yüksek satış rakamına ulaştı.
Otomobil Satışları 1 Milyon Barajını Aştı
Yıl genelinde otomobil satışları yüzde 10,62 artışla 1 milyon 84 bin 496 adet olarak kayıtlara geçti. Hafif ticari araç pazarı ise yüzde 9,97 büyüyerek 283 bin 904 adet seviyesine yükseldi. Bu tablo, otomobil pazarının güçlü seyrini korurken hafif ticari araçlara olan talebin de canlı kaldığını ortaya koydu. Aralık ayı performansı da yıl geneline paralel olarak dikkat çekici oldu. Söz konusu ayda otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,55 artarak 191 bin 620 adet olarak gerçekleşti. Aynı dönemde otomobil satışları yüzde 8,54 artışla 146 bin 319 adet, hafif ticari araç satışları ise yüzde 27,83’lük güçlü bir yükselişle 45 bin 301 adet oldu.
10 Yıllık Ortalamaların Çok Üzerinde
Aralık ayı satışları, son 10 yılın ortalama verileriyle karşılaştırıldığında çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Toplam pazar, 10 yıllık aralık ayı ortalamasının yüzde 57,9 üzerine çıkarken, otomobil pazarı yüzde 58, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 57,8 oranında artış gösterdi. Bu veriler, pazarın sadece yıllık değil uzun vadeli ortalamalara göre de güçlü bir ivme yakaladığını gösterdi.
SUV Araçlar Açık Ara Lider
Segment bazında bakıldığında, vergi avantajı bulunan A, B ve C segmenti araçlar pazarın yüzde 82,7’sini oluşturdu. C segmenti otomobiller 599 bin 790 adet ile yüzde 55,3 pay alırken, B segmenti 292 bin 700 adet ve yüzde 27 payla öne çıktı. Gövde tiplerinde ise SUV modeller açık ara liderliğini sürdürdü. SUV otomobiller, 671 bin 819 adet satışla pazarın yüzde 61,9’unu oluşturdu. Sedan modeller yüzde 22,8 pay ve 247 bin 5 adet, hatchback modeller ise yüzde 14,4 pay ve 156 bin 78 adet satışla SUV’ları takip etti.
Elektrikli ve Hibrit Araçların Payı Artıyor
Yakıt türlerine göre dağılımda benzinli otomobiller 509 bin 217 adet ve yüzde 47 payla ilk sırada yer aldı. Hibrit otomobiller yüzde 27,2 pay ve 295 bin 378 adet, elektrikli otomobiller ise yüzde 17,7 pay ve 191 bin 960 adet satışla dikkat çekti. Dizel otomobillerin payı yüzde 7,4’e gerilerken, otogazlı araçlar yüzde 0,7 seviyesinde kaldı. Elektrikli otomobiller özelinde, 160 kW altındaki modellerin satışları yüzde 75,2 artarak pazarın yüzde 13,9’una ulaşırken, 160 kW üzerindeki elektrikli otomobiller yüzde 113,5’lik büyümeyle yüzde 3,8 pay aldı.
Otomatik Şanzıman ve Van Tipi Öne Çıktı
Tüketici tercihlerinde otomatik şanzımanlı araçlar belirgin şekilde öne çıktı. Otomatik vitesli otomobiller 1 milyon 30 bin 458 adet ile yüzde 95 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller yüzde 5 payda kaldı. Hafif ticari araç tarafında ise van gövde tipi yüzde 75,8 pay ve 215 bin 193 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi oldu. Kamyonetler yüzde 9,3 pay ve 26 bin 452 adet satışla ikinci sırada yer aldı.
“1,5 Milyon Adetlik Pazar Seviyesini Göreceğiz”
ODMD Başkanı Ali Haydar Bozkurt, 2025’in sektör açısından son derece heyecanlı geçtiğini belirterek, Türkiye otomotiv pazarının önümüzdeki dönemde 1,5 milyon adetlik satış seviyesini de görebileceğini ifade etti. Bozkurt, otomotiv sanayisinin 2025’te 42 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatarak, bu rakamın sektörün küresel gücünü ortaya koyduğunu vurguladı. 2026 yılına ilişkin beklentilere de değinen Bozkurt, yeni yılda 2025’e benzer bir pazar büyüklüğü öngördüklerini belirterek, üretim yatırımlarının artacağı, ihracatın güçleneceği ve istihdamın büyümeye devam edeceği bir yıl temennisinde bulundu. Genel tablo, Türkiye otomotiv pazarının hem iç talep hem de üretim ve ihracat kapasitesi açısından güçlü bir zemine oturduğunu ve sektördeki büyüme potansiyelinin sürdüğünü ortaya koyuyor.