Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin cari denge görünümü ve makroekonomik göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son açıklanan ödemeler dengesi verileri üzerine konuşan Şimşek, küresel jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki artışın cari açık üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Ancak uygulanan ekonomi programı sayesinde Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu vurguladı.
Cari açık ocak ayında 32,9 milyar dolar oldu
Bakan Şimşek’in paylaştığı verilere göre yıllıklandırılmış cari açık ocak ayı itibarıyla 32,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve küresel gerilimlerin etkisiyle 2026 yılı boyunca cari açık üzerinde yukarı yönlü risklerin oluşabileceği ifade edildi. Şimşek, özellikle artan enerji maliyetlerinin cari denge üzerinde belirleyici olabileceğine dikkat çekerek, yıl sonunda cari açığın programda öngörülen seviyelerin üzerine çıkabileceğini dile getirdi.
Enerji fiyatları cari dengede risk oluşturuyor
Son dönemde küresel enerji piyasalarında yaşanan fiyat artışları, birçok ülke ekonomisinde olduğu gibi Türkiye’nin cari dengesi üzerinde de etkili oluyor. Enerji ithalatının Türkiye’nin dış ticaret dengesi içindeki önemli payı nedeniyle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş cari açık üzerinde doğrudan baskı oluşturabiliyor. Şimşek, bu gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisinin mevcut makroekonomik temeller sayesinde oluşabilecek riskleri yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Dış finansman ihtiyacı azalıyor
Ekonomi yönetiminin uyguladığı programın en önemli sonuçlarından birinin dış finansman ihtiyacındaki azalma olduğunu ifade eden Şimşek, Türkiye’nin borçluluk göstergelerinde de iyileşme yaşandığını söyledi. Buna göre Türkiye’nin brüt dış borç stokunun milli gelire oranı 2025 yılında yüzde 32,6’ya geriledi. Bu oran, dış borcun ekonomik büyüklüğe göre daha sürdürülebilir bir seviyeye geldiğini gösteren önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.
Makroekonomik temeller güçlendi
Bakan Şimşek’e göre son dönemde uygulanan ekonomik politikalar Türkiye ekonomisinin temel göstergelerini güçlendirdi. Finansal kırılganlıkların azaltılması, dış finansman ihtiyacının kontrol altına alınması ve üretim kapasitesinin artırılması bu süreçte öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Şimşek, ekonomide elde edilen bu gelişmeler sayesinde Türkiye’nin küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalara karşı daha dirençli hale geldiğini ifade etti.
Yüksek katma değerli üretim hedefi
Ekonomi yönetimi, büyümenin daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için üretim ve ihracat odaklı politikaları sürdürmeyi planlıyor. Bu kapsamda özellikle yüksek katma değerli üretim ve teknoloji yoğun sektörlerin desteklenmesi hedefleniyor. Şimşek, uygulanan politikaların temel amacının ekonomik kırılganlıkları azaltmak ve kalıcı refah artışı sağlamak olduğunu belirtti. Bu doğrultuda üretim kapasitesini güçlendiren ve ihracatı artıran politikaların sürdürüleceğini ifade etti.
Ekonomide temkinli iyimserlik
Uzmanlara göre küresel jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, 2026 yılında birçok ekonomi için risk oluşturmaya devam edecek. Ancak Türkiye’de uygulanan ekonomik programın mali disiplin ve dış denge açısından belirli iyileşmeler sağladığı değerlendiriliyor. Bakan Şimşek’in açıklamaları, Türkiye ekonomisinin küresel dalgalanmalara karşı daha güçlü bir yapıya kavuştuğu ve olası risklerin yönetilebilir seviyede tutulabileceği yönünde temkinli bir iyimserliğe işaret ediyor.