14 Ocak 2026
weather
2°
43,1611 %0
50,2983 %-0.01
58,0070 %-0.02
94.406,11 %3.233
6.360,82 -0,04
FinansTaksi Eko Gündem MAPESAD: Faiz politikası sanayiyi zorluyor

MAPESAD: Faiz politikası sanayiyi zorluyor

Madeni yağ sektöründe finansman baskısı giderek artıyor. MAPESAD Başkanı Tayfun Koçak, bankaların faiz artırımlarını kredi faizlerine hızla yansıttığını ancak indirimlerde aynı refleksi göstermediğini belirterek, yüksek kredi maliyetlerinin kârlılığı erittiğini ve sektörün yılı neredeyse başa baş kapattığını söyledi

Türkiye’de sanayinin hemen her alanında kritik rol üstlenen madeni yağ sektörü, 2025’i yüksek maliyetler, daralan finansman olanakları ve küresel durgunluğun gölgesinde tamamlamaya hazırlanıyor. Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği (MAPESAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Koçak, bankaların kredi faiz politikalarına dikkat çekerek, faiz artışlarının hızla yansıtıldığını ancak indirimlerin aynı refleksle uygulanmadığını vurguladı. Koçak’a göre bu durum, sektörün üzerindeki finansman baskısını daha da ağırlaştırıyor.

“Kârlılık eridi, yıl başa baş kapandı”

Son dönemde enflasyonla birlikte kredi faizlerinin ciddi biçimde yükseldiğini belirten Koçak, bu tablonun firmaların yatırım iştahını doğrudan zayıflattığını ifade etti. Artan işçilik, enerji ve hammadde maliyetlerine bir de yüksek finansman giderlerinin eklendiğini söyleyen Koçak, “Maliyetler yükseldi, piyasa durgunlaştı, rekabet sertleşti. Sonuç olarak kârlılıklar ciddi şekilde düştü. Birçok firma bu yılı neredeyse başa baş kapattı” dedi.

“Faiz indirimi bankalarda gecikmeli çalışıyor”

Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecine girmesinin sektörde umut yarattığını dile getiren Koçak, asıl sorunun bu indirimin bankalar tarafından kredi faizlerine yansıtılmaması olduğunu kaydetti. “Bazı bankalar faiz artırırken çok hızlı davranıyor. Ancak faizler düşmeye başladığında aynı hız ve hassasiyeti göremiyoruz. Bu süreç aylarca uzuyor. Firmaların nefes alabilmesi için bu indirimlerin gecikmeden kredi maliyetlerine yansıtılması şart” diye konuştu. Koçak, kredi kullanan firmalara uygulanan komisyonlar ve ek ürün dayatmalarının da finansman yükünü artırdığına dikkat çekerek, “Faiz kağıt üzerinde düşüyor ama yan kalemlerle toplam maliyet yeniden yükseliyor. Bu tablo hakkaniyetli değil” değerlendirmesinde bulundu.

İhracatta avantaj, pazarlarda engel

Türkiye’nin coğrafi konumu sayesinde 4 saatlik uçuş mesafesiyle yaklaşık 70 ülkeye erişim imkânı sunduğunu belirten Koçak, bu avantajın ihracatta sektöre önemli bir güç kazandırdığını söyledi. Irak, Cezayir ve Azerbaycan’ın öne çıkan pazarlar arasında yer aldığını ifade eden Koçak, bazı ülkelerin yerli üreticilerini korumak amacıyla ek vergiler ve teknik düzenlemeler getirmesinin Türk firmaları için engel oluşturduğunu dile getirdi.

“Yerli üretim güçlü ama kapasite atıl”

Türkiye’de madeni yağ ihtiyacının yüzde 95–98’inin yerli üretimle karşılanabildiğini vurgulayan Koçak, sektörün teknolojik altyapısının birçok Avrupa ülkesinin önünde olduğunu söyledi. Buna karşın kapasite kullanım oranlarının yüzde 50–60 seviyelerinde kaldığını belirten Koçak, “Vardiya ve mesai düzenlemeleriyle bu kapasite rahatlıkla yukarı taşınabilir. Sorun üretim gücü değil, talep ve maliyet baskısı” dedi.

Haksız rekabet uyarısı

Lisanslı üreticilerin EPDK izinleri, teminat mektupları, TSA ve katılım payları gibi ciddi yükümlülüklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Koçak, ithal ve kayıt dışı ürünlerin aynı denetime tabi olmamasının haksız rekabet yarattığını söyledi. “Biz ihracatta kuruş hesabı pazarlık yaparken, ithal ürünler bu maliyetlere katlanmadan iç pazara giriyor. Bu durum yerli üreticiyi zorluyor ve ithalatı teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.

Yeşil dönüşüm ve çevre dostu yağlar

Sektörün geleceğinde çevreye duyarlı ürünlerin belirleyici olacağını vurgulayan Koçak, özellikle gıda ve tarım makinelerinde kullanılan, insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen yağların öne çıkacağını söyledi. Çevre Bakanlığı ile yürütülen pilot projeler kapsamında bu ürünlerin özel etiketleme sistemleriyle ayrıştırılacağını belirten Koçak, bunun ihracat açısından da önemli bir avantaj sağlayacağını kaydetti.

Elektrikli araçlar dengeyi bozmayacak

Elektrikli araçların otomotiv yağları kullanımını azaltabileceğini kabul eden Koçak, buna karşın sanayi, tarım ve endüstrideki artan ihtiyacın sektörü dengeleyeceğini ifade etti. “Madeni yağ sektörü çok geniş bir alana hitap ediyor. Endüstriyel ve otomotiv yağları hâlâ ana kalemlerimiz. Savunma sanayinin payı yüzde 5 civarında ancak bu oran artacak” dedi.

2026’ya temkinli iyimserlik

2026’nın ilk yarısında firmaların çok dikkatli hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Koçak, faizlerin düşmesiyle yılın ikinci yarısında daha rahat bir ortam öngördüklerini söyledi. “Bankalar faiz indirimlerini hızlı ve samimi şekilde yansıtırsa sektörün önü açılır. Aksi halde finansman baskısı büyümeye devam eder” diyerek uyarıda bulundu. Koçak’a göre Türkiye’nin Orta Doğu, Afrika ve Amerika pazarlarıyla geliştireceği ekonomik ve diplomatik ilişkiler, madeni yağ sektörü için önümüzdeki dönemin en önemli fırsat alanlarını oluşturuyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *