Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta, Türkiye’nin en önemli doğal ürünlerinden biri olan kestane balının geleceği geniş bir perspektifle ele alındı. Sinop Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Doğal Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin öncülüğünde, Sinop İli Arı Yetiştiricileri Birliği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen etkinlik, SÜBİTAM Prof. Dr. İsmet Berber Konferans Salonu’nda yoğun katılımla yapıldı.
“Kestane balı stratejik bir değer”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Serdar, bal üretiminde kestane ağacının kritik rolünü vurguladı. Serdar, kestane balının yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını, aynı zamanda ekolojik ve biyolojik açıdan da stratejik bir değer taşıdığını belirtti. İklim değişikliğinin kestane ormanlarını ve dolayısıyla bal üretimini tehdit ettiğini ifade eden Serdar, ormanların korunması ile arı popülasyonlarının sürdürülebilirliği için bilimsel temelli çözüm önerilerini katılımcılarla paylaştı.
Sektörün sorunları masaya yatırıldı
Programın soru-cevap bölümünde arıcılar, sahada karşılaştıkları sorunları dile getirdi. Özellikle kestane çiçeği dönemindeki hava koşulları, orman tahribatı ve pazarlama konularındaki sıkıntılar dikkat çekti. Akademisyenler ve üreticiler, çözüm odaklı iş birliklerinin önemini vurguladı. Etkinlik sonunda davetlilere kestane çiçeği çayı ve kestane balı ikram edildi. Ayrıca, Doğal Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Bal Dolum ve Paketleme Tesisi ile Kılıçlı Köyü’nde kurulan kapalı kestane bahçesi gezilerek saha incelemeleri yapıldı.
Geniş katılımlı organizasyon
Konferansa; Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhitdin Yılmaz, Orman Bölge Müdür Yardımcısı Uğur Tamer Çelik, Doğal Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Recep Aykan ile birlikte kurum temsilcileri, akademisyenler, arıcılar, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Bu konferans, kestane balının sadece bir tarımsal ürün değil, aynı zamanda ekolojik bir miras olduğuna işaret ederek, geleceğin üretim stratejileri için akademi ve üretici iş birliğinin kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu.