ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 25 baz puanlık faiz indirimi sonrası küresel piyasalarda tartışmalar sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Kara, enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyretmesine rağmen alınan bu kararın ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
“Türkiye Bu Süreci Tecrübeyle Biliyor”
Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yüksek enflasyona rağmen faiz indirimi yapılmasının risklerine işaret etti. Böyle bir adımın ardından ilk olarak paranın değer kaybettiğini, sonrasında ise uzun vadeli faizlerin yükseldiğini belirtti. Kara, Türkiye’nin geçmiş yıllarda yaşadığı ekonomik deneyimlerle bu sürecin etkilerini yakından bildiğini hatırlattı. Kara’ya göre, Fed’in faiz indirimine rağmen enflasyonun yüksek kalması halinde merkez bankalarının tahvil piyasasına müdahale etmesi kaçınılmaz hale gelebilir. Bu noktada iki yöntem öne çıkıyor:
- Merkez bankasının doğrudan tahvil alımı yapması,
- Ya da bankalara tahvil aldırarak piyasada faizleri baskılaması.
- Her iki seçeneğin de piyasalarda dengesizlik yaratabileceğini belirten Kara, uzun vadeli faizlerin artış eğilimine gireceğini öngördü.
Küresel Piyasalar İçin Uyarı
Fed’in adımı, yalnızca ABD için değil, gelişmekte olan ülkeler açısından da kritik öneme sahip. Zira ABD’de faizlerin düşmesi, küresel sermaye hareketlerini doğrudan etkiliyor. Kara, bu koşullarda sermayenin riskli piyasalara yönelse bile kalıcı olmayacağını, değer kaybı ve faiz artışının dengeyi yeniden bozacağını söyledi. Hakan Kara’nın değerlendirmesi, Fed’in faiz indirimine dair küresel ölçekte dile getirilen endişelere akademik bir perspektif kattı. Kara’ya göre, yüksek enflasyon ortamında faiz indirimi kısa vadeli kazanç sağlasa da orta ve uzun vadede paranın değer kaybı ve faiz artışı kaçınılmaz. Bu durum, hem ABD ekonomisini hem de gelişmekte olan ülkelerin piyasalarını yakından ilgilendirecek kritik bir süreç anlamına geliyor.