2026 yılında uygulanacak yeni asgari ücretin açıklanmasıyla birlikte çalışanların alım gücü yeniden tartışma konusu oldu. Ücret artışı kâğıt üzerinde önemli görünse de, özellikle otomobil gibi yüksek tutarlı harcamalarda tablo hâlâ oldukça çarpıcı. Son veriler, Türkiye’de ortalama bir otomobilin artık onlarca asgari ücrete karşılık geldiğini ortaya koyuyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından yapılan açıklamaya göre, 2026 yılında net asgari ücret 28 bin 75 TL olacak. Böylece 2025’te 22 bin 105 TL olan asgari ücret, yüzde 27 oranında artırılmış oldu.
- Ancak artışın satın alma gücüne etkisi döviz ve altın bazında sınırlı kaldı.
- Döviz bazında asgari ücret, 24 Aralık 2025 kuru dikkate alındığında yaklaşık 655 dolar seviyesinde.
- Altın bazında ise asgari ücret yaklaşık 4,5 gram altına karşılık geliyor.
- Bu göstergeler, ücret artışına rağmen reel alım gücünün hâlâ baskı altında olduğunu ortaya koyuyor.
İkinci El Otomobilde Ortalama Fiyat 1,1 Milyon TL
Otomobil piyasasında asgari ücret artışıyla birlikte yeni bir denge arayışı başladı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından yayımlanan son rapor, ikinci el piyasadaki tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre, kasım ayı itibarıyla ikinci el piyasada –tüm yaş grupları dikkate alınarak– ortalama otomobil fiyatı 1 milyon 101 bin TL olarak hesaplandı. Bu rakam, son bir yılda otomobil fiyatlarında yüzde 22,4’lük bir artış yaşandığını gösteriyor.
Ortalama Bir Otomobil = 39,2 Asgari Ücret
Yeni belirlenen maaş üzerinden yapılan hesaplama, otomobil alımının neden hâlâ erişilmesi güç bir hedef olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Mevcut ortalama ikinci el otomobil fiyatı, 39,2 asgari ücrete denk geliyor. Başka bir ifadeyle, bir çalışanın hiçbir harcama yapmadan yaklaşık 3 yıl 3 ay boyunca maaşını biriktirmesi gerekiyor. Bu süre, yaşam giderleri hesaba katıldığında pratikte çok daha uzuyor. BETAM raporu, otomobil fiyatlarını model yıllarına göre de ayrıntılı biçimde analiz ediyor. Ortaya çıkan tablo, bütçe ile araç yaşı arasındaki makasın giderek açıldığını gösteriyor:
- 2004–2008 model araçlar
- Ortalama fiyat: 475 bin 539 TL
- Asgari ücret karşılığı: 17 asgari ücret
- 2009–2013 model araçlar
- Ortalama fiyat: 780 bin 50 TL
- Asgari ücret karşılığı: 28 asgari ücret
- 2014–2018 model araçlar
- Ortalama fiyat: 1 milyon 206 bin TL
- Asgari ücret karşılığı: 43 asgari ücret
Bu veriler, nispeten daha yeni bir otomobil sahibi olmanın artık orta gelirli çalışanlar için ciddi bir finansman gerektirdiğini gösteriyor.
Fiyat Artışları Yavaşladı, Reel Gerileme Başladı
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise reel fiyat hareketleri. Kasım ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,07 olarak gerçekleşmesi dikkate alındığında, ikinci el otomobil fiyatlarında reel bazda yüzde 6,6’lık bir gerileme yaşandı. Yakıt türüne göre bakıldığında ise farklı eğilimler öne çıkıyor:
- Benzinli araçlar: Son bir yılda yüzde 20,4 fiyat artışı
- Elektrikli araçlar: Aynı dönemde yalnızca yüzde 6 artış
- Bu durum, elektrikli araçlarda talebin görece daha dengeli seyrettiğine işaret ediyor.
Piyasada Durgunluk Sinyalleri
- Kasım ayı verileri, ikinci el otomobil piyasasında talebin zayıfladığına da işaret ediyor.
- Satılık otomobil ilan sayısı yüzde 0,9 azaldı.
- Satılan otomobil sayısında ise yüzde 8,7’lik belirgin bir düşüş yaşandı.
Uzmanlara göre, yüksek fiyatlar ve krediye erişimdeki zorluklar, alıcıyı beklemeye itiyor. Bu da piyasada kısa vadede daha temkinli bir seyrin süreceğine işaret ediyor.
Otomobil Hâlâ Ulaşılması Zor Bir Hedef
Özetle, 2026 asgari ücretindeki artış çalışanlar için önemli bir kazanım olsa da otomobil piyasasında tablo köklü biçimde değişmiş değil. Ortalama bir otomobil hâlâ yaklaşık 40 asgari ücret seviyesinde ve bu durum, otomobilin geniş kitleler için lüks tüketim sınırında kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonun seyri, kredi koşulları ve ikinci el piyasasındaki arz-talep dengesi, otomobil fiyatlarının yönünü belirleyecek temel unsurlar olacak. Ancak mevcut veriler, çalışan kesim açısından otomobil sahibi olmanın hâlâ ciddi bir ekonomik planlama gerektirdiğini net biçimde ortaya koyuyor.