Allianz Trade’in yayımladığı “2026 Ülke Risk Atlası”, küresel ekonominin son on yılın en çalkantılı dönemlerinden birinden geçtiğini ortaya koyarken, Türkiye’nin önümüzdeki iki yılda nispeten dirençli bir performans sergilemesinin beklendiğine işaret etti. Küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden 83 ülkeyi kapsayan rapor, ekonomik görünümden siyasi risklere, ticaret dinamiklerinden finansman koşullarına kadar geniş bir çerçevede analiz sunuyor.
Küresel tabloda temkinli iyileşme
Rapora göre 2025’te risk notu yükseltilen ülke sayısı, notu düşürülen ülkelerin neredeyse iki katına ulaştı. Allianz Trade, 36 ülkenin risk notunu yukarı yönlü revize ederken 14 ülkenin notunu aşağı çekti. Bu tablo genel görünümde sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de, notu düşen ülkeler arasında Fransa, Belçika ve ABD gibi küresel ekonomide yüksek ağırlığa sahip aktörlerin bulunması dikkat çekiyor.
Allianz Trade Ekonomi Araştırmaları Başkanı Ana Boata, not artışlarının büyük ölçüde daha destekleyici maliye ve para politikaları ile güçlenen makroekonomik temellerden kaynaklandığını belirtiyor. Özellikle bazı gelişmekte olan ülkelerde daha elverişli finansman koşulları, yerel para birimlerinin güçlenmesi ve emtia fiyatlarındaki artışın risk görünümünü iyileştirdiği ifade ediliyor.
Buna karşın, küresel belirsizlik yüksek seyrediyor. Yapay zekâ yatırımları, demografik dönüşüm, iklim krizi, ticaret politikaları ve düzenleyici değişiklikler, küresel ekonomi üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor.
Türkiye için büyüme beklentisi
Atlas’a göre Türkiye ekonomisinin 2026–2027 döneminde yaklaşık yüzde 3,7 oranında büyümesi öngörülüyor. Güçlü iç tüketim ve altınla bağlantılı servet etkilerinin büyümeyi destekleyici unsurlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Türkiye, risk notu iyileştirilen ülkeler arasında sayılıyor.
Allianz Trade’in değerlendirmesinde Türkiye’nin makroekonomik performansının nispeten dirençli kalabileceği vurgulanırken, küresel finansal koşullar ve ticari gerilimlerin seyrinin belirleyici olacağına dikkat çekiliyor.
Şirketler için “seçici ve ülke bazlı” yaklaşım çağrısı
Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui, küresel ekonominin çoklu şokların ve yapısal dönüşümlerin kesişiminde ilerlediğini belirterek, şirketlerin risk yönetiminde daha seçici ve ülke bazlı bir strateji benimsemesi gerektiğini ifade etti.
Coqui, özellikle transfer ve konvertibilite koşulları, mali göstergeler ve ticaret risklerinin yakından izlenmesinin kritik önemde olduğunu vurguladı. Orta vadeli makroekonomik ortamın bazı büyük ekonomilerde bozulduğuna dikkat çeken Coqui, bu ülkelerin küresel üretim ve ticaret zincirlerindeki ağırlığı nedeniyle risklerin zincirleme etkiler yaratabileceğini belirtti.
Risk derecelendirmesi nasıl yapılıyor?
Allianz Trade’in risk derecelendirme modeli; 17 kısa vadeli ve 18 orta vadeli göstergeyi bir araya getiriyor. Ekonomik performans, siyasi istikrar, iş ortamı, sürdürülebilirlik unsurları ve finansman koşulları gibi faktörler analiz edilerek ülkelerin ödeme riskine ilişkin bütüncül bir değerlendirme sunuluyor.
Uzmanlara göre bu tür derecelendirmeler, özellikle yüksek belirsizlik dönemlerinde şirketler için stratejik bir pusula işlevi görüyor. Nakit akışını koruma, ticari riskleri minimize etme ve yeni pazarlara açılma kararlarında bu analizlerin yönlendirici rolü artıyor.
Çalkantılı ama fırsat barındıran dönem
Rapor, küresel ekonomide dalgalanmaların sürdüğünü ancak bazı ülkelerde makroekonomik dayanıklılığın güçlendiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin de bu görece dayanıklı ülkeler arasında yer alması, önümüzdeki dönemde yatırım ve ticaret açısından fırsat alanları yaratabileceğine işaret ediyor.
Ancak uzmanlar, küresel risk ortamının halen kırılgan olduğunu ve şirketlerin sadece mevcut göstergelere değil, potansiyel dönüm noktalarına karşı da hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor.