Küresel piyasalardaki dalgalı seyir ve iç piyasadaki fiyatlama davranışları döviz kurlarında yukarı yönlü hareketi gündemde tutmaya devam ediyor. Haftanın ortasında dolar, euro, sterlin ve İsviçre frangında sınırlı ancak istikrarlı yükseliş eğilimi dikkat çekti.
Dolar 43,7 TL seviyesinde
ABD Doları, bankalararası piyasada 43,7 TL civarında işlem görüyor. Küresel ölçekte ABD Merkez Bankası’nın para politikası patikasına ilişkin beklentiler ve jeopolitik gelişmeler dolar endeksini desteklerken, bu durum gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Dolar/TL kurundaki mevcut seviye, şirketlerin maliyet hesaplamalarında ve ithalata dayalı sektörlerde fiyatlama davranışlarında belirleyici rol oynuyor.
Euro 51,8 TL bandında
Euro/TL kuru ise 51,8 TL seviyelerinde seyrediyor. Avrupa ekonomisine ilişkin büyüme beklentileri ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik sinyaller parite tarafında etkili olurken, eurodaki yüksek seyir özellikle dış ticaret ve enerji maliyetleri açısından önem taşıyor. Türkiye’nin Avrupa ile olan güçlü ticari ilişkileri dikkate alındığında euro kurundaki hareketlilik ihracatçı ve ithalatçı firmalar açısından kritik bir gösterge niteliği taşıyor.
Sterlin 59 TL’nin üzerinde
İngiliz Sterlini 59,3 TL seviyelerinde işlem görüyor. Sterlin/TL’deki yükseliş, İngiltere ekonomisindeki enflasyon görünümü ve para politikası beklentileriyle paralel bir seyir izliyor. Özellikle finans, tekstil ve hizmet sektörlerinde İngiltere bağlantılı ticari faaliyet yürüten firmalar açısından sterlin kurundaki değişim yakından takip ediliyor.
İsviçre Frangı 56,7 TL civarında
Güvenli liman olarak görülen İsviçre Frangı ise 56,7 TL seviyesinde bulunuyor. Küresel belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların yöneldiği para birimlerinden biri olan frangın yüksek seyri, risk algısındaki dalgalanmaların da bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Kur hareketleri piyasaları nasıl etkiliyor?
Döviz kurlarındaki mevcut tablo, hem reel sektör hem de hanehalkı açısından çok boyutlu etkiler yaratıyor. İthal girdiye bağımlı üretim yapan sektörlerde maliyet baskısı artarken, ihracatçı firmalar için kur avantajı belirli ölçüde gelir artışı sağlayabiliyor. Ancak yüksek kur seviyesi aynı zamanda enflasyonist baskıların canlı kalmasına neden olabiliyor.
Ekonomistler, önümüzdeki dönemde küresel merkez bankalarının faiz adımları, jeopolitik gelişmeler ve iç makroekonomik verilerin kur üzerindeki yönü belirleyeceğine işaret ediyor. Özellikle ABD ve Avrupa’dan gelecek enflasyon ve büyüme verileri, dolar ve euro cephesinde yeni fiyatlamaların önünü açabilir.