Türkiye’de ticari gayrimenkul piyasasında fiyat artışı sürse de enflasyon etkisi dikkate alındığında reel gerileme dikkat çekti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı 2025 yılı dördüncü çeyrek Ticari Gayrimenkul Fiyat Endeksi (TGFE) verilerine göre, fiyatlar nominal olarak artış gösterirken reel bazda sınırlı düşüş kaydedildi.
Nominal Artış, Reel Düşüş
2025’in son çeyreğinde Türkiye genelinde TGFE, bir önceki çeyreğe göre yüzde 8,1 yükseldi. Yıllık bazda artış oranı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti. Ancak aynı dönemde enflasyon etkisinden arındırıldığında fiyatlar reel olarak yüzde 0,5 geriledi. Bu tablo, ticari gayrimenkul fiyatlarının artış göstermesine rağmen enflasyon karşısında değer kaybettiğini ortaya koydu.
Dükkan ve Ofis Fiyatlarında Benzer Seyir
Alt kırılımlara bakıldığında da benzer bir görünüm dikkat çekti:
- Dükkan Fiyat Endeksi çeyreklik bazda yüzde 8,5, yıllık bazda yüzde 31 arttı. Ancak reel olarak yüzde 0,5 gerileme yaşandı.
- Ofis Fiyat Endeksi ise çeyreklik bazda yüzde 5,7, yıllık bazda yüzde 30,5 yükseldi. Buna karşın reel düşüş yüzde 0,8 oldu.
- Bu veriler, ticari gayrimenkul segmentlerinde fiyatların nominal artışına rağmen satın alma gücü açısından zayıflama yaşandığını gösterdi.
En Yüksek Artış Ankara’da
Üç büyük ildeki gelişmeler incelendiğinde:
- İstanbul’da çeyreklik artış yüzde 7,8, yıllık artış yüzde 25
- Ankara’da çeyreklik artış yüzde 8,1, yıllık artış yüzde 36,5
- İzmir’de çeyreklik artış yüzde 7,1, yıllık artış yüzde 31,3
- Yıllık bazda en yüksek artış oranı yüzde 36,5 ile Ankara’da kaydedildi.
Piyasa Değerlendirmesi
Uzmanlar, ticari gayrimenkul fiyatlarındaki reel gerilemenin, yüksek enflasyon ortamında yatırımcı beklentilerinin yeniden şekillenmesine yol açabileceğini belirtiyor. Finansman maliyetleri, kira getirileri ve ekonomik büyüme performansı, sektörün önümüzdeki dönemdeki yönü açısından belirleyici olacak. Nominal artışa rağmen reel kaybın ortaya çıkması, ticari gayrimenkulün enflasyona karşı koruma gücünün zayıfladığına işaret ederken, yatırım kararlarında daha seçici bir yaklaşımın öne çıkabileceği değerlendiriliyor.