Taksi sektöründe yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemi sona erdi. Mali cihaz zorunluluğu ve gerçek usulde vergilendirmeye geçişle birlikte gelirlerin kayıt altına alınması, hem esnafın kazanç yapısını hem de plaka piyasasını doğrudan etkiledi. Yeni düzenleme sonrası artan vergi yükü, sektörde maliyet hesaplarını yeniden şekillendirirken, yatırım aracı olarak görülen taksi plakalarında dikkat çekici bir değer kaybı yaşandı.
Gerçek usul dönemi başladı
Yeni uygulamayla birlikte taksiler yüzde 20 KDV kapsamına alındı. Bu da her yolculuktan elde edilen gelirin önemli bir kısmının doğrudan vergi olarak ayrılması anlamına geliyor. Örneğin bin liralık bir hasılatta 200 lira KDV olarak hesaplanıyor. Buna gelir vergisi, geçici vergi ve stopaj gibi kalemler de eklendiğinde toplam vergi yükünün kazancın yaklaşık yüzde 45’ine kadar çıkabileceği ifade ediliyor.
Günlük operasyon giderleri de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Yakıt alımlarında ödenen KDV’nin ortalama 400 lira seviyesinde olduğu belirtilirken, bu tutarın uygulamada etkin biçimde mahsup edilememesi esnafın nakit akışını zorluyor. Artan maliyetler, özellikle yevmiye usulü çalışan şoförler açısından gelir dengesini daha kırılgan hale getiriyor.
Plaka piyasasında gerileme
Uzun yıllar düşük vergi avantajı ve sınırlı arz nedeniyle güçlü bir yatırım aracı olarak görülen taksi plakaları, gerçek usule geçişle birlikte cazibesini kaybetmeye başladı. Taksimetre ücretlerine yapılan zamlar kısa vadede gelir artışı sağlasa da, artan vergi yükü yatırımcı beklentilerini aşağı çekti.
Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre plaka fiyatlarında yaklaşık 2 milyon liraya varan bir gerileme yaşandı. Güncel tabloda taban fiyat 10,7 milyon lira, tavan fiyat ise 11,2 milyon lira seviyesinde bulunuyor. Aylık plaka kiraları ise yaklaşık 60 bin lira civarında seyrediyor.
Plaka satışlarında da vergi yükü ciddi bir kalem oluşturuyor. Örneğin 10 milyon liralık bir satışta yaklaşık 1 milyon 666 bin lira KDV ödeniyor. Satıcının eline net olarak yaklaşık 8,3 milyon lira geçerken, satış bedelinin yüzde 3’ü oranındaki noter harcı da çoğunlukla alıcı tarafından karşılanıyor. Bu durum, ikinci el plaka piyasasında işlem hacmini yavaşlatıyor.
Vergi yükü paylaşımı belirsiz
Yeni sistem, sektördeki işleyiş biçimini de tartışmaya açtı. Basit usulde tüm vergiler plaka sahibi tarafından ödenirken, gerçek usulde sorumluluk dağılımı daha karmaşık bir yapıya dönüştü. Plaka sahibi, aracı kiralayan kişi ve yevmiye usulü çalışan şoför arasındaki mali yük paylaşımı konusunda net bir çerçeve henüz oluşmuş değil.
Sektörde kendi aracını doğrudan işletenlerin oranının yüzde 5’in altında olduğu belirtiliyor. Çoğu araç kiralama veya yevmiye sistemiyle çalışıyor. Plaka sahibinin işlettiği araçta ikinci bir şoförün görev alması halinde, bu şoförün gelirinin KDV ve gelir vergisi açısından nasıl beyan edileceği uygulamada soru işaretleri yaratıyor.
Yasa dışı kiralama durumlarında ise kira bedelinin ve buna bağlı vergi yükünün hangi tarafça üstlenileceği konusunda belirsizlik sürüyor. Bu durumun ilerleyen dönemde denetimlerin artmasına ve sektörde daha şeffaf bir yapının oluşmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
Yeni denge arayışı
Gelirlerin kayıt altına alınması mali disiplin açısından önemli bir adım olarak görülse de, yüksek vergi oranları sektörde kârlılık baskısını artırıyor. Uzmanlara göre önümüzdeki süreçte taksi ücretleri, plaka kiraları ve ikinci el plaka fiyatları yeni mali gerçekliğe göre şekillenecek.
Vergi sistemindeki bu dönüşüm, taksicilikte hem yatırım hem de işletme modelini yeniden tanımlarken, sektörün orta vadede daha kurumsal ve denetlenebilir bir yapıya evrilmesi bekleniyor.