Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimleri, tasarruf sahiplerinin tercihlerinde önemli bir değişime yol açtı. TL mevduat faizlerinin gerilemesiyle birlikte yurtiçi yerleşiklerin döviz hesaplarına yönelimi hız kazandı. 2025’in ilk yedi ayında döviz mevduatları 163,2 milyar dolardan 195,6 milyar dolara yükselerek 32,4 milyar dolarlık artış kaydetti.
Yedi Ayda Rekor Yükseliş
Bankalardaki döviz hesap bakiyeleri kısa sürede olağanüstü bir ivme yakaladı. Ocak–Nisan döneminde döviz mevduatlarında hızlı bir artış gözlenirken, Mayıs ayında kısmi bir çözülme ve TL’ye dönüş yaşandı. Ancak yaz aylarıyla birlikte bu eğilim tersine döndü ve döviz hesapları yeniden yükselişe geçti. Aynı dönemde, toplam yabancı para mevduat stoku da 198,7 milyar dolardan 234,3 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.
İstanbul Zirvede
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, döviz hesaplarının en yoğun olduğu il açık ara İstanbul oldu. İstanbul’daki döviz mevduatı 3,52 trilyon TL ile ilk sırada yer aldı.
- Ankara: 934,8 milyar TL
- İzmir: 398 milyar TL
- Antalya: 290,8 milyar TL
- Bursa: 211,4 milyar TL
- Kocaeli: 187,4 milyar TL
- Mersin: 121,7 milyar TL
- Gaziantep: 107,9 milyar TL
- Muğla: 95,2 milyar TL
- Adana: 94,6 milyar TL
Bu tablo, yalnızca metropollerde değil, aynı zamanda turizm ve üretim bölgelerinde de dövize yönelimin güçlü olduğunu ortaya koydu.
Ağustos’ta Dalgalı Seyir
Merkez Bankası verilerine göre, Ağustos ayında döviz mevduatlarında dalgalı bir hareket izlendi.
- 1 Ağustos haftası: 192,3 milyar dolar
- 8 Ağustos haftası: 195,7 milyar dolar – yılın en hızlı haftalık artışı
- 15 Ağustos itibarıyla: 194,3 milyar dolara gerileyerek 1,4 milyar dolarlık çözülme
Bu gelişmeler, tasarruf sahiplerinin kısa vadeli fırsatları ve piyasa beklentilerini yakından izlediğini gösteriyor.
Ekonomi çevrelerine göre döviz mevduatlarındaki artış, yurttaşların Türk Lirası’na yönelik güven sorununun bir yansıması. Faiz indirimleri sonrası TL’nin cazibesinin azalması, tasarruf sahiplerini dövize yönlendiriyor. Bu durumun kısa vadede döviz piyasalarında dalgalanmayı artırabileceği, uzun vadede ise finansal istikrar açısından dikkatle yönetilmesi gerektiği belirtiliyor.