İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin etkisiyle aşırı hava olaylarının hem sıklığında hem de şiddetinde belirgin artış yaşandığını belirterek, afet yönetiminde önleyici yatırımların hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Kadıoğlu’na göre, afet öncesi yapılan her 1 liralık harcama Türkiye’de yaklaşık 15 liralık kaybı engelliyor.
Aşırı hava olayları “yeni normal”
Kadıoğlu, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2022 raporuna atıfta bulunarak, dünya genelinde aşırı hava olaylarının sıklığının son yıllarda yüzde 40-50 oranında arttığını vurguladı. Önceden istisnai kabul edilen sel, fırtına ve sıcak hava dalgalarının artık daha sık yaşandığını belirten Kadıoğlu, Türkiye’de özellikle Karadeniz, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde taşkın riskinin yükseldiğini ifade etti.
Artan kuraklık dönemleri ve sıcak hava dalgalarının da ekonomik ve sosyal maliyetleri büyüttüğünü kaydeden Kadıoğlu, afet riskinin yalnızca doğa olaylarından değil, maruziyet ve kırılganlık düzeyinden kaynaklandığını hatırlattı. Yanlış yer seçimi, plansız yapılaşma ve yetersiz hazırlık düzeyi, afetlerin yıkıcılığını katlıyor.
“1’e 15” çarpan etkisi
AFAD ve Dünya Bankası verilerine işaret eden Kadıoğlu, afet öncesi yapılan yatırımların ekonomik rasyonalite açısından en doğru yaklaşım olduğunu söyledi. Türkiye’de afet öncesi harcanan her 1 liranın, afet sonrası 7 ila 15 lira arasında kaybı önlediğini belirten Kadıoğlu, bu oranın Türkiye için 1’e 15 olarak hesaplandığını aktardı. Bu tasarrufun yalnızca bina hasarını kapsamadığını dile getiren Kadıoğlu, enkaz kaldırma maliyetleri, geçici barınma giderleri, üretim ve gelir kaybı ile psikososyal destek harcamalarının da önlendiğini ifade etti.
Somut örnekler dikkat çekiyor
Türkiye ve dünyadan örnekler paylaşan Kadıoğlu, İzmir’de dere ıslahı ve yeşil alan düzenlemeleriyle su tutma kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını ve sel kaynaklı kayıpların yüzde 25 azaldığını belirtti. Hollanda’nın Rotterdam kentinde uygulanan “sünger şehir” modeliyle taşkın riskinin yüzde 30 gerilediğini aktaran Kadıoğlu, 2011 Van Depremi sonrasında güçlendirilen yapılarda hasar oranının yüzde 40 düştüğünü kaydetti. Erken uyarı sistemlerine yapılan her 1 dolarlık yatırımın ise 7 ila 10 dolar arasında kaybı önlediğini ifade eden Kadıoğlu, bu verilerin önleyici politikaların etkinliğini net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Doğa tabanlı çözümler öne çıkıyor
IPCC’nin son değerlendirme raporlarına göre doğa tabanlı çözümlerin afet direncini yüzde 30’a kadar artırabildiğini belirten Kadıoğlu, yeşil altyapı yatırımlarının sel ve sıcak hava dalgalarına karşı betonarme çözümlerden daha esnek ve çok yönlü fayda sağladığını dile getirdi.
Yeşil alanların karbon emilimi, biyoçeşitlilik ve ısı adası etkisinin azaltılması gibi ek katkılar sunduğunu vurgulayan Kadıoğlu, yerel yönetimlerin afet ve iklim uyumuna ayırdığı bütçe payının genellikle yüzde 1’in altında kaldığını, bu oranın en az yüzde 2-3 seviyesine çıkarılması gerektiğini belirtti.
“Enkazı kaldırmak değil, oluşmasını engellemek başarıdır”
Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde yapılan en büyük hatanın, geçmiş istatistiklere göre aynı riskli alanlarda yeniden yapılaşmaya gidilmesi olduğunu söyleyen Kadıoğlu, mikro-bölgeleme, zemin analizi ve iklim projeksiyonlarının planlamaya entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.
Gerçek başarının kriz anında müdahale etmek değil, enkazın hiç oluşmamasını sağlamak olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, afet yönetiminin bir gider kalemi değil, kalkınmayı koruyan stratejik bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.