DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 30 Ekim İzmir Depremi’nin altıncı yıl dönümünde partisinin İzmir İl Başkanlığı binasında basın toplantısı düzenledi. Babacan, toplantıda sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinden 2027 yılı bütçesindeki faiz ödemelerine, İzmir’in deprem hazırlıklarından belediyelerdeki imar tartışmalarına kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmeler yaptı.
Fon krizi için görevden alma çağrısı
Babacan, sermaye piyasalarındaki fon krizini değerlendirirken Türkiye’nin büyük bir piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıya olduğunu savundu. Olayı deprem benzetmesiyle anlatan Babacan, bunun doğal değil insan kaynaklı bir gelişme olduğunu söyledi. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107’nci maddesinde yer alan “piyasa dolandırıcılığı” ifadesini hatırlatan Babacan, sürecin uzun süre devam etmesini siyasi iktidar ve bürokrasiden sağlandığını ileri sürdüğü desteğe bağladı.
Finansal piyasalarda küçük tutarlı işlemlerin dahi tespit edilebildiğini belirten Babacan, buna rağmen büyük miktarlı işlemlerin uzun süre sürmesini eleştirdi. Kurum yönetimlerinde görev alan kişilerin dürüst ve işinin ehli olması gerektiğini ifade eden Babacan, ilgili kurumların yöneticilerinin görevden alınması gerektiğini söyledi.
Babacan, fon krizinin 31 fonla ilgili bölümünün yaklaşık 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar düzeyinde olduğunu aktardı. Eylül ayından bu yana piyasalardaki değer kaybının 150 milyar doları aştığını ileri süren Babacan, bu kaybın sürdüğünü dile getirdi. Yatırımcı sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise eylül ayının başında yaklaşık 7 milyon bireysel yatırımcı bulunduğunu, bu sayının 4,5 milyon seviyesine gerilemiş olabileceğini ifade etti.
Bütçedeki faiz yükü ve deprem hazırlığı
TBMM’de görüşülen bütçeye de değinen Babacan, faiz ödemeleri için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrıldığını belirtti. Bu tutarın gelecek yıl yeniden artabileceğini öne süren Babacan, yaklaşık 4 trilyon TL’lik faiz ödemesinin gelecek yılın ortalama döviz kuruyla 70 milyar dolara karşılık geldiğini söyledi. Babacan, bu yükün kamu bütçesi üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu savundu.
İzmir’in deprem riski taşıyan bir kent olduğunu belirten Babacan, hazırlık çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Kentteki 30 ilçenin yalnızca 3’ünde, altı yıl önceki depremle ilgili bina hasar tespitinin yapılabildiğini ifade eden Babacan, diğer 27 ilçede çalışma yapılmadığını aktardı. Kentsel dönüşüm ve yerinde dönüşüm uygulamalarının gerekli olduğunu söyleyen Babacan, mevcut uygulamalarda ciddi sorunlar bulunduğunu ileri sürdü.
Depreme hazırlık süreçlerinin rant beklentilerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini belirten Babacan, merkezi yönetim ve belediyelere çağrıda bulundu. Basmane Çukuru ihalesi ve belediyelerdeki imar rantları hakkında da konuşan Babacan, bu sorunların kalıcı çözümü için kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.
Belediyeler ve basın özgürlüğü mesajı
Babacan, belediyelere yönelik hizmet anlayışında seçimlerden sonra adalet ve eşitliğin esas alınması gerektiğini ifade etti. Seçim dönemindeki siyasi rekabetin hizmet dağılımına yansıtılmaması gerektiğini savunan Babacan, seçmenin iradesinin korunması gerektiğini dile getirdi.
Basın özgürlüğüne de değinen Babacan, gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının özgürce çalışabildiği bir ortamda usulsüzlüklerin daha erken ortaya çıkabileceğini söyledi. Fon krizi sonrasında bazı gazetecilerin gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ev hapsine tabi tutulduğunu belirten Babacan, bu uygulamaları eleştirdi. Usulsüzlükleri haberleştiren gazeteciler yerine suç işlediğini öne sürdüğü kişilere yönelik adımlar atılması gerektiğini ifade etti.
Bu içerik bilgilendirme amacı taşır. Yatırım tavsiyesi değildir.
Temsili illüstrasyon
Kaynak: Yeni Bakış.