İstanbul Sanayi Odası’nın eylül ayı olağan meclis toplantısında 2026-2028 Orta Vadeli Program (OVP) masaya yatırılırken, Akbank Başekonomisti ve Ekonomik Araştırmalar Bölümü Başkanı Çağrı Sarıkaya’nın açıklamaları dikkat çekti. TEPAV Direktörü Dr. M. Coşkun Cangöz ve TSKB Başekonomisti Dr. Burcu Ünüvar’ın da katıldığı panelde konuşan Sarıkaya, enflasyon hedefleri ve uygulanmakta olan ekonomi politikaları üzerine net ve eleştirel mesajlar verdi.
"2026 için yüzde 16 hedefi iddialı ama gerçekçi değil”
Sarıkaya, yeni OVP’de 2026 için öngörülen yüzde 16 enflasyon hedefinin oldukça iddialı olduğunu belirtti. “Bu yılı yüzde 30–31 seviyelerinde kapatacağız. Buradan yüzde 16’ya düşmek giderek zorlaşıyor” diyen Sarıkaya, bu hedefin üreticiler açısından 2024 ve 2025’ten daha da zor bir yıl anlamına geleceğini ifade etti. Makro ekonomik koşulların böyle bir düşüşe uygun olmadığını vurgulayan Sarıkaya, “Ulaşılabilir görmüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Sarıkaya, dezenflasyon sürecinde Türkiye’nin izlediği yolun bilinçli bir politika tercihi olduğunu dile getirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “şok terapisi değil, yumuşak iniş” vurgusuna atıfta bulunan Sarıkaya, “Büyüme yüzde 3,5’in altına düşmesin diye enflasyonu daha yavaş indirmeyi tercih eden bir yaklaşım var. Bu nedenle Türk Lirası’nda reel değerlenmeye dayalı tek bacaklı bir strateji izliyoruz. Ancak bu strateji artık sınırına geldi” ifadelerini kullandı.
Para ve maliye politikaları arasındaki uyumsuzluk
Merkez Bankası’nın 2002’den bu yana görülmemiş yükseklikte reel faiz verdiğini hatırlatan Sarıkaya, mali disiplinin ise geç devreye girdiğini söyledi: Para politikası sıkılaştırılırken maliye tarafı daha gevşek tutuldu. Şimdi dengelenmeye çalışılsa da, bu durum enflasyonda beklenen hızda bir iyileşme getirmiyor. Enflasyon hedeflerinin asgari ücret politikalarıyla da doğrudan çeliştiğini belirten Sarıkaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “Asgari ücret açlık sınırının yüzde 22 altında. 2025 Ocak itibarıyla farkın yüzde 35’i aşması bekleniyor. Gelecek yıl enflasyonu yüzde 16’ya indirme hedefi konulurken, asgari ücret artışını yüzde 25–30 seviyesinde tutmak çelişkili görünüyor.” Sarıkaya, “Eğer ücretler bu seviyelerde artmaya devam ederse, enflasyonu 20’lerin altına çekmek zorlaşacak” dedi.
Net ihracat tartışması
Türkiye ekonomisinin hiçbir dönemde net ihracatla büyümediğini hatırlatan Sarıkaya, 2022’de ihracatın milli gelirde yüzde 38 ile zirveye çıktığını, ancak ithalatın payının da aynı yıl yüzde 42’ye yükseldiğini söyledi. “Bizim büyümemiz her zaman iç talep itişli oldu, net ihracatla büyüme söylemini doğru bulmuyorum” dedi. Enflasyondaki düşüşün sanayi kesimi ve hane halkı tarafından neden hissedilmediğini de açıklayan Sarıkaya, “Çünkü fiyatlar hâlâ hızla artıyor. 2002–2006 arasında fiyatlar üç katına çıkmıştı. Şimdi beş yılda altı katına çıkıyor. Enflasyon tek başına bir oran, ama asıl hissedilen fiyat artış hızı. Bu hız daha sert düşürülmezse toplumda rahatlama sağlanamayacak” dedi.
Büyüme ve gelir dağılımı eleştirisi
Sarıkaya, son yıllarda büyüme rakamlarının da yanıltıcı olduğuna dikkat çekti:
- “2018’deki yüzde 3 büyüme ile bugünkü yüzde 3 aynı değil.”
- Gelir dağılımı bozuldu; tüketimin büyük kısmı üst gelir gruplarına kaydı.
- Harcamaların yüzde 80’i, toplumun ilk yüzde 20–40’lık kesimi tarafından yapılıyor.
- Bu nedenle büyüme rakamları pozitif görünse de toplumun geniş kesimlerine eşit yansımıyor.
Genel Değerlendirme
Çağrı Sarıkaya’nın mesajları, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadelede “daha hızlı soğuma mı, yoksa büyüme önceliği mi” sorusuyla karşı karşıya kalacağını ortaya koyuyor.
- Yüzde 16 enflasyon hedefi mevcut politikalarla gerçekçi görünmüyor.
- Gelir dağılımındaki bozulma ve ücret politikaları bu hedefle çelişiyor.
- Net ihracat yerine iç talebe dayalı büyüme devam ediyor.
Sarıkaya’nın özetlediği gibi, “Enflasyonun hızı ekonomik değil, politik bir tercih” ve bu tercih önümüzdeki yılların en kritik tartışma başlıklarından biri olacak.