Küresel piyasalarda artan jeopolitik gerilime rağmen altın fiyatlarında görülen düşüş, yatırımcıların dikkatini çekerken, ekonomist Mahfi Eğilmez’den dikkat çeken bir analiz geldi. Eğilmez, “Savaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor?” başlıklı değerlendirmesinde, piyasalarda klasik güvenli liman refleksinin bu kez tersine işlediğini belirtti.
Normal şartlarda savaş ve belirsizlik ortamlarında altın ve benzeri değerli metallerin yükseliş göstermesi beklendiğini hatırlatan Eğilmez, mevcut tabloda ise bunun aksine bir fiyatlama görüldüğünü ifade etti. Bu durumun arkasında, piyasa dinamiklerinde yaşanan çok yönlü değişimlerin bulunduğuna işaret etti.
Faiz beklentileri yönü belirliyor
Eğilmez’e göre altın fiyatlarındaki düşüşün ana belirleyicisi, küresel faiz beklentilerinde yaşanan değişim oldu. Altın ve gümüş gibi varlıkların faiz getirisi sunmaması nedeniyle, yatırımcıların bu varlıklara genellikle düşük faiz ortamında yöneldiğini belirten Eğilmez, son dönemde bu beklentinin tersine döndüğünü vurguladı.
Artan petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini yukarı çektiğini ifade eden Eğilmez, bunun da merkez bankalarının faiz indirimine gitmek yerine faiz artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdiğini söyledi. Bu gelişmelerin, yatırımcıların portföy tercihlerinde değişime yol açarak altın ve gümüşten çıkışı hızlandırdığını kaydetti.
Likidite ihtiyacı ve dolar talebi arttı
Piyasalarda yaşanan dalgalanma ile birlikte yatırımcıların nakit pozisyonlarını artırma eğilimine girdiğini belirten Eğilmez, bu süreçte yalnızca değerli metallerde değil, bu varlıklara dayalı finansal enstrümanlarda da satışların hızlandığını ifade etti.
Satışların önemli bir kısmının likidite ihtiyacından ve portföy yeniden dengelenmesinden kaynaklandığını vurgulayan Eğilmez, bu durumun dolar talebini artırdığını belirtti. ABD’nin jeopolitik sürecin bir parçası olmasına rağmen doların değer kazanmasının da bu eğilimin sonucu olduğunu dile getirdi.
Artan faiz beklentileriyle birlikte yatırımcıların bir kısmının tahvil piyasalarına yöneldiğini kaydeden Eğilmez, bu durumun da değerli metaller üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
Kâr satışları düşüşü hızlandırdı
Eğilmez, altın ve gümüşte uzun süredir devam eden yükseliş trendinin ardından gelen sert düzeltmenin de fiyatlardaki geri çekilmeyi hızlandırdığını belirtti. Yatırımcıların hem zararlarını sınırlamak hem de elde ettikleri kazançları realize etmek amacıyla satışa yöneldiğini ifade eden Eğilmez, özellikle kaldıraçlı işlemler nedeniyle oluşan teminat çağrılarının satış baskısını artırdığını söyledi.
Kâr satışlarının başlamasıyla birlikte küçük yatırımcıların da bu sürece dahil olduğunu belirten Eğilmez, bunun düşüşün ivmesini artıran bir unsur haline geldiğini dile getirdi.
“Asıl soru: Ne değişti?”
Eğilmez, mevcut piyasa koşullarını özetlerken, finansal analizde en kritik sorunun “ne oldu?” değil, “ne değişti?” olması gerektiğine dikkat çekti. Bu çerçevede, altın fiyatlarındaki düşüşün jeopolitik risklerden ziyade beklenti setindeki değişimle açıklanması gerektiğini vurguladı.
Ortadoğu’daki gerilimin petrol fiyatlarını yükselttiğini, bunun enflasyon beklentilerini artırdığını ve nihayetinde faiz beklentilerini yukarı çektiğini ifade eden Eğilmez, bu zincirin altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirtti.
Mevcut tablo, küresel piyasalarda yatırımcı davranışlarının klasik güvenli liman algısının ötesine geçtiğini ortaya koyarken, uzmanlar önümüzdeki dönemde faiz ve enflasyon beklentilerinin altın fiyatları üzerindeki belirleyici rolünü sürdüreceğine işaret ediyor.