Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmasının ardından ekonomistler kararı farklı yönleriyle değerlendirdi. Uzmanların ortak görüşü, kararın piyasa beklentileriyle uyumlu olduğu ve Merkez Bankası'nın enflasyon görünümü ile jeopolitik riskler nedeniyle temkinli duruşunu sürdürdüğü yönünde oldu.
Faiz kararı sürpriz yaratmadı
TCMB'nin haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini değiştirmemesi piyasalarda büyük ölçüde beklenen bir gelişmeydi. Bu nedenle kararın ardından finansal piyasalarda sert fiyat hareketleri yaşanmadı. Ekonomistler, Merkez Bankası'nın mevcut koşullarda faiz indirimi ya da artırımı yönünde güçlü bir adım atmaktan kaçındığını ve veri odaklı yaklaşımını sürdürdüğünü belirtti.
Mahfi Eğilmez: Politika faizi ve gecelik faiz değişmedi
Ekonomist Mahfi Eğilmez, karar sonrası yaptığı değerlendirmede Merkez Bankası'nın faiz koridorunda herhangi bir değişikliğe gitmediğine dikkat çekti. Eğilmez, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde kaldığını, fiili uygulamada önem taşıyan gecelik borç verme faizinin ise yüzde 40 olarak korunmaya devam ettiğini belirtti.
"Bekle-gör" yaklaşımı sürüyor
Ekonomist Banu Kıvcı Tokalı, karar metninde önemli ton değişiklikleri bulunmadığını ve Merkez Bankası'nın temkinli duruşunu koruduğunu ifade etti. Tokalı'ya göre enflasyon eğilimindeki sınırlı gerilemeye vurgu yapılırken, jeopolitik gelişmelerin enflasyon beklentileri, maliyetler ve büyüme üzerindeki etkileri de daha fazla ön plana çıkarıldı. İktisadi faaliyetteki yavaşlama ve iç talepteki zayıflığın da karar metninde daha belirgin şekilde yer aldığını belirten Tokalı, Merkez Bankası'nın gelecek döneme ilişkin net bir yönlendirme yapmaktan kaçındığını söyledi.
Enflasyon ve büyüme dengesi öne çıktı
Ekonomist Burcu Aydın ise karar metninde enerji fiyatlarına yönelik vurgunun güçlendiğine dikkat çekti. Aydın'a göre Merkez Bankası, enerji maliyetlerindeki oynaklığın sürdüğünü ve ekonomik aktivitede yavaşlama sinyallerinin devam ettiğini kabul ediyor. Öncü göstergelerin iç talepte zayıflığa işaret ettiğini belirten Aydın, TCMB'nin temel beklentisinin yüksek enflasyon ve düşük büyüme senaryosu olduğunu ifade etti.
"Faiz indirimi kredibiliteyi zedeleyebilirdi"
Prof. Dr. Serap Durusoy, faizlerin sabit tutulmasının Merkez Bankası açısından tutarlı bir karar olduğunu değerlendirdi. Durusoy, kısa süre önce yayımlanan enflasyon raporunda enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edildiğini hatırlatarak, böyle bir ortamda faiz indiriminin kurumun kredibilitesi açısından soru işaretleri yaratabileceğini belirtti. Uzmanlara göre enflasyon görünümünde belirgin iyileşme görülmeden faiz indirimi yönünde adım atılması zor görünüyor.
Temmuz toplantısı kritik olabilir
Analist Seda Yalçınkaya, karar metninde sıkı para politikası vurgusunun korunduğunu belirterek, Merkez Bankası'nın faiz indirimi sürecine ilişkin kesin bir sinyal vermediğini ifade etti. Karar metninde yer alan "enflasyonda belirgin ve kalıcı bozulma olması durumunda para politikası sıkılaştırılacaktır" ifadesinin korunmasının dikkat çekici olduğunu belirten Yalçınkaya, metnin tamamen güvercin bir ton taşımadığını söyledi. Uzmanlar, haziran ayı enflasyon verilerinin ardından temmuz toplantısında para politikasına ilişkin beklentilerin daha net şekillenebileceğini düşünüyor.
Faiz indirimi beklentileri tamamen ortadan kalkmadı
Ekonomist Murat Sağman, politika faizinin yüzde 37'de, gecelik borç verme faizinin ise yüzde 40'ta kaldığını hatırlatarak gözlerin 23 Temmuz'daki bir sonraki toplantıya çevrildiğini belirtti. Ali Çufadar ise faiz indirimi ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını ifade ederek, jeopolitik risklerin kontrol altında kalması halinde önümüzdeki dönemde faiz indirimi penceresinin açılabileceğini söyledi.
Yabancı uzmanlar da temkinli
Stratejist Timothy Ash de kararın piyasa beklentileriyle uyumlu olduğunu belirtti. Ash, özellikle İran kaynaklı jeopolitik gelişmeler ve iç siyasi gündemin döviz rezervleri üzerindeki etkilerinin yakından izlendiğini ifade ederek, rezerv kayıplarındaki yavaşlamanın TCMB'nin bekleme pozisyonunu korumasına imkan sağladığını değerlendirdi.
Gözler enflasyon verilerinde
Uzmanların ortak görüşü, Merkez Bankası'nın şu aşamada faiz politikasında ani değişiklik yapmak yerine ekonomik verileri izlemeyi tercih ettiği yönünde. Enflasyonun seyri, enerji fiyatları, küresel jeopolitik gelişmeler ve iç talepteki görünümün önümüzdeki dönemde para politikasının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacağı belirtiliyor.