Yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin enerji tüketimi ve çevresel etkileri dünya genelinde tartışma konusu olurken, Çin bu alanda dikkat çekici bir projeyi hayata geçirdi. Ülke, dünyanın rüzgar enerjisiyle çalışan ilk su altı veri merkezini devreye alarak hem enerji verimliliğini artırmayı hem de yapay zeka altyapısının çevresel etkilerini azaltmayı hedefliyor.
Yapay zeka altyapısı denizin altına taşındı
HiCloud Technology ile devlet destekli China Communications Construction şirketinin ortaklığında geliştirilen Shanghai Lingang Denizaltı Veri Merkezi Projesi operasyonlarına başladı. Şanghay kıyılarının yaklaşık 10 kilometre açığında ve deniz seviyesinin 10 metre altında konumlandırılan tesis, 24 megavatlık kapasitesiyle dikkat çekiyor.
Projeyi benzerlerinden ayıran en önemli özellik ise ihtiyaç duyduğu elektriği tamamen yakınındaki açık deniz rüzgar enerji santralinden karşılaması. Böylece veri merkezi hem yenilenebilir enerji kullanıyor hem de geleneksel veri merkezlerine kıyasla daha düşük karbon ayak izi oluşturuyor.
Enerji tüketimi yüzde 20 azalıyor
Veri merkezleri, özellikle yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte dünyanın en büyük enerji tüketicileri arasında yer almaya başladı. Yüksek işlem gücü gerektiren sistemler yoğun elektrik tüketirken, sunucuların sürekli soğutulması da ciddi enerji maliyetleri yaratıyor.
Çinli yetkililere göre su altı veri merkezi modeli, kara tabanlı tesislere kıyasla enerji tüketimini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltıyor. Bunun en önemli nedeni ise deniz suyunun doğal soğutma etkisi. Geleneksel veri merkezlerinde toplam enerji tüketiminin yüzde 25 ila yüzde 40'ı yalnızca soğutma sistemleri için harcanırken, su altındaki tesislerde bu ihtiyaç önemli ölçüde azalıyor.
Bu durum hem işletme maliyetlerini düşürüyor hem de enerji verimliliğini artırıyor.
Tatlı su kaynakları üzerindeki baskı azalacak
Dünyada yapay zeka ve bulut bilişim yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte veri merkezlerinin su tüketimi de önemli bir sorun haline geldi. Sunucuların soğutulması için kullanılan büyük miktardaki su, özellikle kuraklık riski yaşayan bölgelerde endişelere neden oluyor.
Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü'nün tahminlerine göre veri merkezlerinin küresel su ayak izi 2030 yılına kadar 9,3 trilyon litreye ulaşabilir. Bu miktar, Sahra Altı Afrika'da yaşayan yaklaşık 1,3 milyar insanın yıllık evsel su tüketimine eşdeğer bir büyüklük anlamına geliyor.
Uzmanlar, veri merkezlerinin deniz ortamına taşınmasının tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltabileceğini ve sürdürülebilir teknoloji yatırımlarına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Çin bu alanda öncü konuma geliyor
Çin, su altı veri merkezi teknolojisinde yeni değil. HiCloud, 2023 yılında Hainan Adası açıklarında dünyanın ilk ticari su altı veri merkezlerinden birini hayata geçirmişti. Ancak Şanghay'daki yeni tesis, tamamen açık deniz rüzgar enerjisiyle çalışan ilk proje olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
Ülke yönetimi yapay zekayı ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri olarak görüyor. Bu kapsamda yayımlanan ulusal eylem planlarında yapay zeka altyapılarının genişletilmesi ve temiz enerji kaynaklarıyla desteklenmesi öncelikli hedefler arasında yer alıyor.
Shanghai Lingang Veri Merkezi Projesi için toplam 1,6 milyar yuan yatırım yapıldığı belirtiliyor. Yaklaşık 177 milyon sterlin büyüklüğündeki yatırımın, Çin'in dijital altyapı kapasitesini önemli ölçüde artırması bekleniyor.
Microsoft'un denemesi ticari başarıya dönüşemedi
Su altı veri merkezi fikri ilk kez Çin tarafından ortaya atılmış değil. ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, 2018 yılında İskoçya açıklarında bulunan Orkney Adaları çevresinde benzer bir pilot proje başlatmıştı.
İki yıl süren testlerin ardından olumlu sonuçlar elde edildiği açıklansa da proje ticari ölçekte yaygınlaştırılamadı. Uzmanlara göre Çin'in farkı, teknolojiyi yalnızca test etmekle kalmayıp büyük ölçekli ticari kullanıma taşımış olması.
Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nden Dr. Hanjiang Dong, Çin'in pazar talebi ile deniz mühendisliğini hızlı şekilde birleştirerek bu alanda küresel liderlik pozisyonu elde ettiğini belirtiyor.
Çevresel etkiler yakından izleniyor
Her ne kadar su altı veri merkezleri enerji verimliliği açısından önemli avantajlar sunsa da uzmanlar bazı çevresel risklere dikkat çekiyor. Tesislerin deniz tabanında oluşturabileceği fiziksel etkiler, tortuların hareketlenmesi ve soğutma süreci nedeniyle deniz suyunda meydana gelebilecek sıcaklık değişimleri yakından takip ediliyor.
Bournemouth Üniversitesi'nden deniz biyoloğu Prof. Rick Stafford'a göre bu tür projeler genel anlamda mantıklı ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Ancak deniz ekosistemleri üzerindeki etkilerin düzenli olarak izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, ortaya çıkabilecek sıcaklık değişimlerinin geniş ölçekli çevresel tehdit oluşturmasının beklenmediğini ancak teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte çevresel denetimlerin önem kazanacağını ifade ediyor.