Türkiye’de yaşlı nüfus 9,6 milyona yaklaştı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus 2025 itibarıyla 9 milyon 583 bin 59 kişiye yükseldi. Son beş yılda yüzde 20,5 artan yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı da yüzde 11,1’e çıktı

Türkiye’de yaşlı nüfus hem sayı hem oran olarak yükselişini sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre, 65 yaş ve üzeri nüfus son beş yılda yüzde 20,5 artarak 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Böylece yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı 2020’deki yüzde 9,5 seviyesinden 2025’te yüzde 11,1’e yükseldi. Açıklanan veriler, Türkiye’nin demografik yapısında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koydu. Uzmanların “demografik dönüşüm” olarak tanımladığı bu süreçte, doğurganlık oranlarındaki düşüş, sağlık hizmetlerindeki gelişme ve yaşam süresindeki artış, nüfusun yaş kompozisyonunu değiştiriyor. Çocuk ve genç nüfusun toplam içindeki payı gerilerken, yaşlı nüfusun ağırlığı giderek artıyor.

Yaşlı nüfusta kadınlar çoğunlukta

2025 yılı itibarıyla yaşlı nüfusun yüzde 44,7’sini erkekler, yüzde 55,3’ünü ise kadınlar oluşturdu. Bu tablo, kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşam süresine sahip olmasının nüfus yapısına doğrudan yansıdığını gösteriyor. Yaş gruplarına bakıldığında, yaşlı nüfusun yüzde 62,9’unun 65-74 yaş grubunda, yüzde 29,3’ünün 75-84 yaş grubunda, yüzde 7,8’inin ise 85 yaş ve üzerinde olduğu görüldü. Ayrıca 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı 2025’te 8 bin 290’a ulaştı.

Türkiye’nin ortanca yaşı yükseliyor

Nüfusun yaşlanmasına işaret eden bir diğer önemli gösterge olan ortanca yaş da yükseldi. Türkiye’de ortanca yaş 2020’de 32,7 iken 2025’te 34,9’a çıktı. Bu oran erkeklerde 34,2, kadınlarda ise 35,7 olarak hesaplandı. Projeksiyonlar da yaşlanma eğiliminin önümüzdeki yıllarda süreceğine işaret ediyor. Mevcut demografik yapının devam ettiği ana senaryoya göre yaşlı nüfus oranının 2030’da yüzde 13,5’e, 2040’ta yüzde 17,9’a, 2060’ta yüzde 27’ye, 2080’de yüzde 33,4’e çıkması bekleniyor.

Yaşlı bağımlılık oranı arttı

Çalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı da yükseliş gösterdi. 2020’de yüzde 14,1 olan oran, 2025’te yüzde 16,2’ye çıktı. Bu veri, sosyal güvenlik sistemi, sağlık harcamaları ve bakım hizmetleri açısından gelecek dönemde daha yüksek yük oluşabileceğine işaret ediyor.

Türkiye dünya sıralamasında 75’inci sırada

Birleşmiş Milletler’in 2025 dünya nüfus tahminlerine göre dünya nüfusunun yüzde 10,4’ünü yaşlılar oluşturuyor. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler sırasıyla Monako, Japonya ve İtalya olarak sıralanırken, Türkiye 194 ülke arasında 75’inci sırada yer aldı. Bu sıralama, Türkiye’nin halen görece genç sayılabilecek bir nüfus yapısına sahip olduğunu gösterse de yaşlı nüfusun mutlak büyüklüğü dikkat çekiyor.

En yaşlı il Sinop, en genç il Şırnak

İl bazında bakıldığında yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,7 ile Sinop oldu. Sinop’u yüzde 21,1 ile Kastamonu ve yüzde 20 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,8 ile Şırnak olarak kaydedildi. Şırnak’ın ardından Şanlıurfa ve Hakkari geldi. Verilere göre yaşlı nüfus oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2025 itibarıyla 62’ye yükseldi.

Her dört haneden birinde en az bir yaşlı var

Türkiye’de 2025 yılında toplam 26 milyon 977 bin 795 hanenin 7 milyon 46 bin 560’ında en az bir yaşlı fert bulunduğu tespit edildi. Bu da yaklaşık her dört haneden birinde en az bir yaşlı birey bulunduğunu gösterdi. Öte yandan 1 milyon 836 bin 496 yaşlının tek başına yaşadığı belirlendi. Tek başına yaşayan yaşlıların yüzde 73,5’ini kadınlar, yüzde 26,5’ini erkekler oluşturdu. Tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il Balıkesir olurken, en düşük olduğu il Hakkari olarak kaydedildi.

Yaşlıların önemli bölümü çocuklarıyla yakın yaşıyor

Veriler, yaşlı bireylerin önemli bir kısmının çocuklarıyla aynı evde ya da yakın çevrede yaşadığını ortaya koydu. Buna göre yaşlıların yüzde 37,9’u en az bir çocuğuyla aynı adreste ikamet ediyor. Yüzde 5,9’u aynı binada, yüzde 6,8’i aynı cadde veya sokakta, yüzde 8,3’ü aynı köy ya da mahallede, yüzde 15’i aynı ilçede yaşıyor. Tek başına yaşayan yaşlıların ise yüzde 14,3’ünün aynı ilde yaşayan çocuğunun olmadığı görüldü. Bu oranın en yüksek olduğu il Çankırı oldu.

Eğitim, yoksulluk ve iş gücü verileri dikkat çekti

Yaşlı nüfus içinde okuma yazma bilenlerin oranı 2024 yılında yüzde 88,4 olarak hesaplandı. Ancak cinsiyetler arasında belirgin fark sürdü. Okuma yazma bilen yaşlı erkeklerin oranı yüzde 97 olurken, yaşlı kadınlarda bu oran yüzde 81,5’te kaldı. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlıların oranı ise 2025 yılında yüzde 22,8 oldu. Bu oran yaşlı erkeklerde yüzde 21,8, kadınlarda yüzde 23,6 olarak belirlendi.

İşgücüne katılım tarafında da artış dikkat çekti. Yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı 2020’de yüzde 10 iken 2024’te yüzde 13,1’e yükseldi. Yaşlı erkeklerde bu oran yüzde 21,4, yaşlı kadınlarda ise yüzde 6,5 oldu. Çalışan yaşlıların yüzde 56,9’unun tarım sektöründe yer aldığı görüldü.

Yaşam süresi uzuyor, kadınlar daha uzun yaşıyor

Hayat tablolarına göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu. Erkeklerde bu süre 75,5 yıl, kadınlarda 80,7 yıl olarak hesaplandı. Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir kişinin ortalama 18 yıl daha yaşaması bekleniyor. Erkeklerde bu süre 16,3 yıl, kadınlarda ise 19,6 yıl.

Yaşlılarda internet kullanımı ikiye katlandı

Teknoloji kullanımında da belirgin artış yaşandı. 65-74 yaş grubunda internet kullanan bireylerin oranı 2020’de yüzde 27,1 iken 2025’te yüzde 53,2’ye yükseldi. Erkeklerde internet kullanım oranı yüzde 61,3, kadınlarda ise yüzde 46,1 olarak kaydedildi.

Ölüm nedenlerinde ilk sırada dolaşım sistemi hastalıkları var

2024 verilerine göre hayatını kaybeden yaşlıların yüzde 39,9’u dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. Bunu yüzde 17,2 ile solunum sistemi hastalıkları, yüzde 14,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler izledi. Alzheimer nedeniyle hayatını kaybeden yaşlıların oranı ise yüzde 3 oldu. Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısı, önümüzdeki dönemde sağlık, bakım, sosyal hizmetler, emeklilik sistemi ve yerel yönetim politikalarında daha kapsamlı düzenlemeleri gündeme taşıyacak başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

İLGİLİ HABERLER