Küresel tarım ve gıda piyasaları, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimin etkisiyle derin bir tedarik kriziyle karşı karşıya. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar gübre arzını ciddi ölçüde sekteye uğrattı. Uzmanlara göre bu durum, sadece tarımsal üretimi değil, küresel gıda güvenliğini de tehdit eden bir zincirleme etki yaratıyor.
Gübre arzında sert daralma
Analizlere göre savaşın başlamasından bu yana küresel gübre tedarik zincirinde yaklaşık yüzde 33’lük bir daralma yaşandı. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi, özellikle nitratlı ve fosfatlı gübre arzında ciddi kesintilere neden oldu. Küresel nitratlı gübre arzının yüzde 38’i, fosfatlı gübre arzının ise yüzde 20’si bu hat üzerinden sağlanırken, kesintiler tarım sektörünün en kritik girdilerinden birinde ciddi bir boşluk oluşturdu. Bölgeden yapılan yıllık 22 milyon tonluk üre ihracatının durma noktasına gelmesi, küresel arz dengelerini daha da bozdu. Üre üretiminde Körfez bölgesinin payının yüksek olması, yaşanan krizin etkisini katlayarak artırıyor.
Tarımsal üretimde kritik eşik
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, modern tarımın sürdürülebilirliği yıllık 190 milyon tonun üzerindeki gübre kullanımına dayanıyor. Bu sistemin temelini oluşturan azot, fosfor ve potasyum bazlı gübrelerde yaşanacak aksaklıkların, küresel rekolte üzerinde kalıcı etkiler yaratabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle azotlu gübre üretiminin doğal gaz fiyatlarına yüksek derecede bağımlı olması nedeniyle mevcut enerji krizinin durumu daha da ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Doğal gaz fiyatlarının kısa sürede iki katına çıkması, birçok gübre tesisinin üretimi durdurmasına yol açarken, arz tarafındaki daralma hız kazanıyor.
Enerji maliyetleri ve üretim baskısı
Artan enerji maliyetleri, gübre üreticilerini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Üre fiyatlarının kısa sürede yüzde 50 artarak ton başına 720 dolar seviyesine yükselmesi, maliyet baskısının ne denli ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Amonyak fiyatlarında da benzer bir artış eğilimi gözleniyor. Hindistan gibi büyük tarım ekonomilerinde enerji tahsisinde gübre sektörünün geri plana itilmesi üretimde aksamalara yol açarken, Çin’in ihracat kısıtlamaları küresel arzı daha da daraltıyor. Orta Doğu’ya bağımlı ithalat zincirlerinde yaşanan kopuşlar, birçok ülkenin yerel üretimini sekteye uğratmış durumda.
Tarım ülkelerinde stok alarmı
Yaşanan gelişmeler, Brezilya ve Avustralya gibi büyük tarım üreticilerinde stok krizini gündeme getirirken, Avrupa’da ise artan maliyetler karşısında regülasyon esnekliği talepleri öne çıkıyor. Katar başta olmak üzere bazı üretici ülkelerde tesislerin devre dışı kalması, küresel arz baskısını daha da artırıyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings de bu tabloya paralel olarak gübre fiyatlarına ilişkin beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Kuruluş, 2026 yılı için amonyak ve üre fiyat tahminlerini yaklaşık yüzde 25 artırırken, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların uzaması halinde fiyatların daha da yükselebileceği uyarısında bulundu.
Gıda krizi riski büyüyor
Dünyanın en büyük gıda ihracatçılarından ABD’de bile çiftçiler artan maliyetler nedeniyle alarm veriyor. Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonu, yükselen yakıt ve gübre maliyetlerinin ekim sezonuna olumsuz yansıdığını belirterek, hükümete acil önlem çağrısında bulundu. Uzmanlar, gübre arzında yaşanan bu daralmanın yalnızca kısa vadeli bir fiyat artışıyla sınırlı kalmayacağını, üretim miktarlarında düşüşe yol açarak küresel gıda fiyatlarını da yukarı çekebileceğini ifade ediyor. Özellikle savaşın uzaması ve lojistik sorunların devam etmesi halinde, küresel ölçekte bir gıda krizinin tetiklenebileceği uyarısı yapılıyor.
Küresel tarım sistemi, son yıllarda yaşanan krizlere bir yenisini daha eklerken, mevcut gelişmeler gıda arz güvenliğinin jeopolitik risklere ne denli bağımlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.