Türkiye genelinde bahar aylarında etkili olan zirai don, meyve üretimini ciddi ölçüde sarstı. Başta narenciye, kayısı, şeftali ve elma olmak üzere birçok üründe rekolte kayıpları yaşanırken, bu durum meyve suyu ve şarap sektörüne doğrudan yansıdı. Üreticiler, ürün formüllerini değiştirmek ve stoklardan faydalanmak zorunda kaldı. Tüketiciler içinse sonuç, fiyatlara yansıyan %35’lik zam oldu.
Meyvede Kayıp %80’i Buldu
Meyve suyu sektörünün önde gelen şirketlerinden Dimes’in CEO’su Ozan Diren, 2025 yılını sektör açısından zorlu bir dönem olarak nitelendirdi. Diren, “Türkiye’nin birçok bölgesinde don çok etkili oldu. Narenciye, kayısı, şeftali gibi ürünlerde ciddi kayıplar yaşandı. Tokat elmasında kayıp %80’in üzerinde, bazı bölgelerde ise hasatta %90’a varan düşüşler oldu” dedi.
Karışık Ürünlerde Tarifler Yenilendi
Donun etkisiyle azalan üretim, karışık meyve suyu formüllerinde değişikliklere yol açtı. Portakal bulunamayınca yerine mandalina, elma olmayınca beyaz üzüm tercih edildi. Diren, “Biz erken dönemde bağlantılarımızı yaptık, hızlı hareket ederek ürün aldık. Stoklar ve doğru planlama sayesinde daha büyük bir kriz yaşanmadı. Fakat ürün azaldığı için reçetelerde değişikliğe gitmek zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.
Fiyatlara %35 Zam Yansıdı
Son bir yılda meyve suyu fiyatlarında %30-35 oranında artış yaşandı. Diren, önümüzdeki dönemde enflasyonun üzerinde yeni fiyat artışları beklemediklerini belirterek, “Fiyat artışları konusunda çok rahat değiliz ama 2026’da etkiler biraz daha hafifleyecek” dedi.
Yatırım ve İhracat Hedefleri
Zorlu koşullara rağmen Dimes, büyüme hedeflerinden vazgeçmiyor. Şirket, 2024’te 7,7 milyar TL ciro elde ederken 2025 hedefini 11,7 milyar TL olarak açıkladı. İhracatta %73 büyüme öngören şirket, bu yıl yaklaşık 557 milyon TL yatırım yapmayı planlıyor.
- Dimes, İzmir, Tokat ve Aydın’daki tesislerinde;
- 100 bin ton meyve işleme,
- 300 bin tonun üzerinde meyve suyu,
- 100 bin ton süt ve süt ürünü üretim kapasitesine sahip.
Sektör 2026’ya Hazırlanıyor
Zirai donun etkilerinin önümüzdeki yıl da hissedileceğini belirten sektör temsilcileri, bu durumun piyasayı yok edecek boyutta olmayacağını vurguluyor. Ancak iklim koşullarına bağlı risklerin artması, sektörün önümüzdeki yıllarda daha proaktif planlama yapmasını zorunlu kılıyor.