Hakan Bektaş’tan yapay zekâ, iş gücü ve emeklilik uyarısı

Doç. Dr. Hakan Bektaş, Paranın İzinde programında küresel karamsarlık, yapay zekâ kullanımının karar süreçlerine etkisi, iş gücü piyasasındaki beceri baskısı ve emeklilik sistemlerindeki demografik riskleri değerlendirdi. Bektaş, bireysel iyimserlikle küresel karamsarlık arasındaki farkı da vurguladı.

Doç. Dr. Hakan Bektaş, Süheyla Yılmaz’ın sunduğu Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalındaki Paranın İzinde programında, küresel karamsarlık, yapay zekâ, iş gücü piyasası ve emeklilik sistemleriyle ilgili dört başlığı değerlendirdi. Açıklamalarında, bireysel iyimserlik ile küresel ölçekteki karamsarlık arasındaki farkı öne çıkardı.

Küresel karamsarlık ve kişisel iyimserlik

IPSOS’un 38 দেশে yaklaşık 30 bin yetişkinle yaptığı Global Trends 2026 araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 55’i kendisi ve ailesinin geleceğine iyimser bakıyor. Aynı araştırmada ülkesinin geleceğine iyimser bakanların oranı yüzde 36’ya, dünyanın geleceğine umutla bakanların oranı ise yüzde 25’e düşüyor.

Bektaş, bu tabloyu değerlendirirken her dört kişiden üçünün küresel geleceğe ilişkin olumsuz hissettiğini söyledi. Bireylerin kişisel düzeyde daha iyimser kalabilmesini, kendi kontrol edebildikleri alanlara odaklanmalarına bağladı. İşsizlik, aşırı hava olayları ve bölgesel savaşlar gibi kontrol dışı makro sorunlarda çabaların sonuç vermeyeceği düşüncesinin karamsarlığı artırdığını ifade etti.

Yapay zekâ karar süreçlerini nasıl etkiliyor?

Bektaş, yapay zekânın yalnızca bilgi almak için değil, duygusal dertleşme amacıyla da kullanıldığını anlattı. The Economist’te yer alan bir incelemeye atıfla, farklı modellerin ailevi sorunlarda farklı yönlendirmeler yapabildiğini aktardı. Bu örnek üzerinden, geliştiricilerin değer yargılarının modellere işlenmesinin kullanıcıları farkında olmadan belirli dünya görüşlerine yaklaştırabileceğini söyledi.

Türkiye’deki gençlik araştırmalarına da değinen Bektaş, 17-26 yaş grubundaki gençlerin yüzde 65’inin kendini kötü hissettiğinde yakınları yerine en az bir kez yapay zekâ ile konuştuğunu belirtti. Karar alma, duygusal değerlendirme ve eleştirel düşünme süreçlerinin yapay zekâya devredilmesinin muhakeme yeteneğini zayıflatabileceğini ve insanları kendi görüşlerini tekrarlayan çevrelere sıkıştırabileceğini dile getirdi.

İş gücü baskısı ve emeklilik riski

İş gücü piyasasında dönüşüme işaret eden Bektaş, Dünya Ekonomik Forumu’nun Geleceğin İşleri 2025 raporunu hatırlattı. Rapora göre küresel iş gücündeki her 100 kişiden 59’unun 2030’a kadar yeni beceriler kazanması veya mevcut becerilerini geliştirmesi gerekiyor. Aynı grupta 11 kişinin ise kendisini geliştirecek eğitime hiçbir zaman erişemeyeceği öngörülüyor.

Bektaş, giriş seviyesindeki pozisyonların otomasyon ve yazılımlar tarafından üstlenilmesinin yeni mezunların deneyim kazanmasını zorlaştırdığını söyledi. Hayat pahalılığı, barınma ve gelecek güvencesizliği nedeniyle çalışanların kendini geliştirecek zaman ve kaynağı bulmakta zorlandığını belirten Bektaş, uyum sağlanamadığı durumda alt pozisyonlara gerileme riskinin arttığını ifade etti.

Emeklilik başlığında ise gelişmiş bölgelerde 65 yaşındaki ortalama yaşam süresinin 1950’den bu yana yüzde 51 arttığını, bunun ortalama 20 yıl uzamaya işaret ettiğini aktardı. Doğurganlığın azalması ve nüfusun yaşlanmasıyla daralan işçi havuzunun prim ödemekte yetersiz kaldığını söyleyen Bektaş, emeklilik sistemlerinin kilitlenme noktasına geldiğini belirtti. Veri Enstitüsü’nün eylül araştırmasına göre toplumun yüzde 91’i rahat bir emekliliği kritik görürken, bunu kendi hayatında mümkün bulanların oranı yüzde 43’te kalıyor.

Bektaş ayrıca Güney Kore’de yaşlanan nüfus nedeniyle bazı kreşlerin yaşlı bakım evlerine dönüştüğünü örnek gösterdi. Yapay zekâ ve robotik teknolojilerin bu demografik tabloda bakım hizmetleri ve temel evrensel gelir tartışmalarında belirleyici olacağını söyledi.

Bu içerik bilgilendirme amacı taşır. Yatırım tavsiyesi değildir.

Temsili illüstrasyon

Kaynak: Ekonomim.

İLGİLİ HABERLER