Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) 2025 yılı geçici sonuçları, Türkiye’nin gelir ve tüketim düzeyinde Avrupa Birliği ortalamasının altında kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Verilere göre Türkiye’nin kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla endeksi 67 seviyesinde gerçekleşirken, bu oran Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 33 altında kaldı. Buna karşın fiyat seviyelerinin Avrupa’ya göre daha düşük olması dikkat çekti.
Satın alma gücü paritesi verileri, ülkelerin ekonomik büyüklüklerinin yanı sıra vatandaşların gerçek alım gücünü ve yaşam standartlarını karşılaştırmak açısından önemli göstergeler arasında yer alıyor. Açıklanan son veriler, Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesini artırmasına rağmen gelir düzeyi açısından Avrupa ortalamasına ulaşmak için halen mesafe bulunduğunu gösterdi.
Kişi başına gelirde AB ortalamasının altında kaldı
TÜİK tarafından yayımlanan verilere göre, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla endeksi Türkiye’de 67 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının 100 kabul edildiği endekste Türkiye, ortalamanın yüzde 33 altında yer aldı.
Bu sonuç, Türkiye’de kişi başına düşen ekonomik üretimin Avrupa ülkelerinin genel seviyesinin gerisinde kaldığını ortaya koyarken, ülkenin aday ülkeler ve gelişmekte olan ekonomiler arasında önemli bir konumunu koruduğunu da gösterdi. Karşılaştırmada Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin yanı sıra İsviçre, Norveç ve İzlanda'nın da bulunduğu EFTA ülkeleri ile Türkiye'nin de aralarında yer aldığı aday ülkeler değerlendirildi.
Lüksemburg zirvede yer aldı
Satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelir sıralamasında Avrupa'nın açık ara lideri bir kez daha Lüksemburg oldu. 239 puanlık endeks değeriyle ülke, Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 139 üzerinde performans gösterdi. Listenin son sırasında ise 36 puanla Bosna-Hersek yer aldı. Bu ülkenin kişi başına gelir düzeyi AB ortalamasının yüzde 64 altında kaldı. Uzmanlar, Lüksemburg'un yüksek finans sektörü gelirleri ve küçük nüfusu sayesinde uzun yıllardır listenin zirvesinde bulunduğunu belirtiyor.
Tüketim düzeyinde de Avrupa ortalamasının gerisinde
Vatandaşların yaşam standartlarını ölçmede önemli göstergelerden biri kabul edilen kişi başına fiili bireysel tüketim endeksi de Türkiye açısından Avrupa ortalamasının altında kaldı. Verilere göre Avrupa Birliği ortalamasının 100 kabul edildiği endekste Türkiye'nin değeri 70 olarak hesaplandı. Bu sonuç, Türkiye’deki bireysel tüketim düzeyinin Avrupa ortalamasının yaklaşık yüzde 30 altında olduğunu gösterdi. Fiili bireysel tüketim verileri yalnızca bireylerin yaptığı harcamaları değil, aynı zamanda eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler gibi devlet tarafından sağlanan hizmetleri de kapsıyor. Bu nedenle yaşam standartlarının ölçümünde önemli bir kriter olarak değerlendiriliyor.
Fiyatlar Avrupa’ya göre daha düşük
Açıklanan verilerde dikkat çeken başlıklardan biri de fiyat düzeyi endeksi oldu. Türkiye'nin fiili bireysel tüketime ilişkin fiyat düzeyi endeksi 52 olarak gerçekleşti. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinde 100 euro karşılığında satın alınabilen mal ve hizmet sepetinin Türkiye'de yaklaşık 52 euro karşılığı Türk lirası ile satın alınabildiğini gösteriyor. Ekonomistler, bu durumun Türkiye’nin Avrupa’ya kıyasla daha düşük fiyat seviyesine sahip olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor. Ancak düşük fiyat seviyesinin tek başına refah göstergesi olmadığına dikkat çekiliyor. Gelir düzeylerinin de değerlendirmeye katılması gerektiği vurgulanıyor.
Alım gücü ve fiyat dengesi dikkat çekiyor
Uzmanlara göre Türkiye'nin Avrupa ortalamasının altında kalan gelir ve tüketim endekslerine rağmen fiyat seviyelerinin düşük olması, ülkenin satın alma gücü görünümünü farklılaştırıyor. Daha düşük fiyatlar belirli ürün ve hizmetlerde avantaj sağlasa da gelir düzeylerinin de aynı ölçüde yüksek olmaması nedeniyle vatandaşların genel refah seviyesinde Avrupa ile aradaki farkın devam ettiği ifade ediliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan enflasyonist süreç, ücret artışları ve kur hareketlerinin satın alma gücü üzerindeki etkileri ekonomi çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.
Ekonomik dönüşüm süreci önem kazanıyor
Ekonomistler, kişi başına gelir seviyesinin yükseltilmesi için yüksek katma değerli üretim, teknoloji yatırımları, verimlilik artışı ve ihracat odaklı büyümenin kritik önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Türkiye'nin üretim kapasitesini artıran yatırımlarının uzun vadede gelir düzeyine de olumlu katkı sağlaması beklenirken, Avrupa ortalamasına yaklaşabilmek için sürdürülebilir büyümenin devam etmesi gerektiği belirtiliyor. Açıklanan veriler, Türkiye'nin fiyat avantajını korurken gelir ve tüketim düzeylerinde daha yüksek seviyelere ulaşma hedefinin önemini bir kez daha ortaya koydu.