Küresel petrol piyasalarında yukarı yönlü riskler yeniden ön plana çıkarken, Brent petrol için yeni zirve beklentileri güç kazanıyor. Özellikle Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim ve kritik enerji geçiş noktalarına yönelik riskler, fiyatların yönünü belirleyen temel faktörler arasında öne çıkıyor.
UOB’un emtia stratejisti Heng Koon How, Brent petrol fiyatlarının yeniden 130 doların üzerine çıkabileceğini belirtti. Bu seviye, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Şubat 2022 döneminde görülen zirvelerle örtüşmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Jeopolitik Gerilim Arz Endişesini Tetikliyor
Piyasalarda yukarı yönlü fiyatlamanın temelinde, ABD-İsrail-İran hattında artan tansiyon yer alıyor. Enerji altyapılarına yönelik saldırı risklerinin yeniden gündeme gelmesi ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik endişeleri, küresel petrol arzına yönelik kırılganlığı artırıyor. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir aksama, piyasada arz şokuna yol açabilecek en kritik senaryolar arasında gösteriliyor. Bu durum, yatırımcıların risk primini fiyatlara daha agresif şekilde yansıtmasına neden oluyor.
Tahminler Yukarı Revize Edildi
UOB’un güncel projeksiyonuna göre, Brent petrol fiyatı için 2026 yılı ikinci çeyrek beklentisi 110 dolar/varil seviyesine yükseltildi. Bankanın önceki tahmini 90 dolar/varil düzeyindeydi. Bu revizyon, jeopolitik risklerin kalıcı hale gelmesi ihtimalinin daha güçlü fiyatlandığını ortaya koyuyor. Aynı dönemde 2027 yılına yönelik beklentilerde de yukarı yönlü güncellemeler yapılırken, piyasalarda “yüksek fiyat bandının kalıcı hale gelebileceği” senaryosu giderek daha fazla dillendiriliyor.
Yukarı Yönlü Riskler Masada Kalmaya Devam Ediyor
Uzmanlara göre, mevcut jeopolitik risklerin derinleşmesi halinde Brent petrol fiyatlarında 130 dolar seviyesinin aşılması sürpriz olmayacak. Özellikle arz tarafında yaşanabilecek kesintiler ve lojistik aksaklıklar, fiyatların kısa sürede sert yükselişler göstermesine neden olabilir. Enerji piyasalarında oluşan bu yeni tablo, hem küresel enflasyon görünümü hem de merkez bankalarının para politikaları açısından da kritik sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.