Küresel finansın dengesi değişiyor! Merkez bankaları dolardan çıkış hazırlığında

OMFIF'in araştırması, merkez bankalarının önümüzdeki yıllarda rezervlerindeki dolar ağırlığını azaltmayı planladığını ortaya koydu. Jeopolitik risklerin etkisiyle altın ve alternatif para birimleri öne çıkarken, yapay zeka destekli yatırım stratejileri de rezerv yönetiminde yeni dönemin kapısını aralıyor

Küresel finans piyasalarında rezerv yönetimine ilişkin dengelerin değişmeye başladığına işaret eden yeni bir araştırma, merkez bankalarının dolar ağırlığını azaltma eğilimine girdiğini ortaya koydu. Londra merkezli düşünce kuruluşu Official Monetary and Financial Institutions Forum (OMFIF) tarafından yayımlanan araştırmaya göre, artan jeopolitik riskler, küresel siyasi belirsizlikler ve değişen ekonomik dinamikler nedeniyle birçok merkez bankası önümüzdeki yıllarda rezervlerini çeşitlendirmeyi planlıyor. Araştırma, doların küresel rezerv para birimi konumunun ilk kez bu ölçüde sorgulanmaya başladığını gösterirken, altın, alternatif para birimleri ve yapay zeka destekli yatırım stratejileri ön plana çıkıyor.

Dolar rezervlerinde yeni dönem sinyali

OMFIF tarafından gerçekleştirilen araştırma, merkez bankalarının rezerv politikalarında önemli bir dönüşümün kapıda olduğuna işaret etti. Çalışmaya göre, önümüzdeki 10 yıllık dönemde rezervlerindeki dolar payını azaltmayı planlayan kurumların sayısı artarken, dolar varlıklarını artırmayı düşünenlerin oranı ise ilk kez belirgin şekilde geriledi.

Araştırmada, jeopolitik gelişmeler, küresel ticarette yaşanan kırılmalar ve uluslararası politik belirsizliklerin rezerv yönetiminde yeni arayışları hızlandırdığı vurgulandı. Özellikle son yıllarda artan küresel gerilimlerin merkez bankalarını daha dengeli rezerv portföyleri oluşturmaya yönelttiği ifade edildi.

10 trilyon dolarlık fon yeni stratejilere hazırlanıyor

Londra merkezli OMFIF'in gerçekleştirdiği ankete 90 farklı kurumsal yatırımcı katıldı. Kamu emeklilik fonları, varlık fonları ve merkez bankalarını kapsayan araştırmada toplam yaklaşık 10 trilyon dolarlık varlığı yöneten kurumların görüşleri değerlendirildi.

Katılımcılar, önümüzdeki dönemde piyasalardaki oynaklığın kalıcı olacağı görüşünde birleşirken, bu nedenle risk yönetiminde yeni teknolojilere ve farklı yatırım araçlarına daha fazla ihtiyaç duyulacağını belirtti. OMFIF Kıdemli Ekonomisti Yara Aziz, mevcut küresel ortamda eski yatırım anlayışının yeterli olmayacağını belirterek, kurumsal yatırımcıların değişen koşullara uygun yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Altın yeniden rezervlerin merkezine yerleşiyor

Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de altın rezervlerine yönelik artan ilgi oldu. Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 82'sinin rezervlerinde altın bulundurduğu belirtilirken, katılımcıların net yüzde 30'u önümüzdeki bir ila iki yıl içinde altın varlıklarını artırmayı planladığını bildirdi.

Son dönemde tarihi zirvelere ulaşan altın fiyatlarının da bu eğilimi desteklediği değerlendirilirken, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesinde altının yeniden öncelikli yatırım araçlarından biri haline geldiği ifade edildi.

Alternatif para birimleri öne çıkıyor

Araştırmada doların halen küresel finans sisteminin en önemli rezerv para birimi olmayı sürdürdüğü belirtilse de, alternatif para birimlerine yönelik ilginin belirgin şekilde arttığı kaydedildi. Katılımcılar arasında Norveç Kronu, Yeni Zelanda Doları ve İngiliz Sterlini gibi para birimlerine yönelik yatırım planlarının güçlendiği görülürken, euro ve Çin yuanının da rezerv çeşitlendirme stratejilerinde önemli yer tutmaya devam ettiği aktarıldı.

Araştırmaya katılan yatırımcıların büyük bölümü, özellikle Çin yuanını rezerv portföylerinde çeşitlendirme amacıyla değerlendirmeyi sürdürdüklerini ifade etti.

Yapay zeka merkez bankalarının gündeminde

Araştırma, finans sektöründe yapay zekanın kullanımına ilişkin önemli veriler de ortaya koydu. Merkez bankalarının üçte ikisinden fazlası yapay zeka kullanımını artırmayı planladığını belirtirken, gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren merkez bankalarının yüzde 89'unun bu teknolojilerden aktif olarak yararlandığı bildirildi.

Yapay zekanın özellikle veri analizi, risk yönetimi ve operasyonel süreçlerde kullanılmasının önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşması bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise yapay zeka kullanım oranının yüzde 44 seviyesinde kaldığı ifade edildi.

Gelişmekte olan ülkelere yatırım ilgisi artıyor

Araştırma sonuçlarına göre kamu fonlarının yatırım tercihleri de değişmeye başladı. Altyapı, gayrimenkul ve diğer fiziki varlıklara yönelik ilginin arttığı görülürken, gelişmekte olan ekonomilere yatırım yapmayı planlayan fonların oranı yüzde 38'e yükseldi. Bu oran geçen yıl yüzde 27 seviyesinde bulunuyordu.

Buna karşılık gelişmiş ekonomilere yönelik yatırım iştahında düşüş yaşandığı dikkat çekti. Yine de Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'in teknoloji yatırımları ve yapay zeka alanındaki büyüme potansiyeli nedeniyle yatırımcıların öncelikli pazarları arasında yer almaya devam ettiği belirtildi. Küresel rezerv yönetiminde yaşanan bu değişimin, önümüzdeki yıllarda merkez bankalarının yatırım stratejileri ve uluslararası finans piyasalarının dengeleri üzerinde önemli etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Başlık:

İLGİLİ HABERLER