Türkiye'de uygulanan dezenflasyon programının üçüncü yılına girilirken, bütçe gerçekleşmeleri kamu harcamalarındaki öncelikleri bir kez daha ortaya koydu. Yılın ilk dört ayında bütçede gelir artırma ve harcamaları kontrol altına alma hedefleri sürdürülürken, tasarrufun en belirgin şekilde yatırım harcamalarında yapıldığı görüldü. Buna karşılık faiz giderleri bütçe üzerindeki ağırlığını artırmaya devam etti.
Ocak-Nisan döneminde merkezi yönetim bütçesinden yapılan harcamalar 5 trilyon 892 milyar liraya ulaşırken, gelirler 5 trilyon 68 milyar lira seviyesinde kaldı. Böylece bütçe dört aylık dönemde 524 milyar lira açık verdi. Gelir tarafında yaşanan tahsilat sorunu ise bütçe dengesini etkileyen temel unsurlardan biri oldu.
Tahsilat oranı yüzde 52,3'te kaldı
Yılın ilk dört ayında tahakkuk eden gelir tutarı 9 trilyon 686 milyar liraya ulaşmasına rağmen bunun yalnızca 5 trilyon 68 milyar liralık kısmı tahsil edilebildi. Böylece tahsilatın tahakkuka oranı yüzde 52,3 seviyesinde gerçekleşti. Gelir tahsilatındaki bu zayıf görünüm, bütçe açığının büyümesinde etkili olurken, kamu maliyesi açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı. Gelir hedeflerinin istenilen düzeyde gerçekleşmemesi, harcama tarafındaki baskıyı artırdı.
Bütçede yatırım harcamaları geride kaldı
2026 yılı için belirlenen 18 trilyon 801 milyar liralık başlangıç ödeneğinin ilk dört ayda yüzde 31,3'lük kısmı kullanıldı. Ancak yatırım harcamalarında aynı performans görülmedi. Yatırımlar için ayrılan 1 trilyon 22 milyar liralık ödeneğin yalnızca yüzde 14,5'i kullanıldı. Bu kapsamda yatırım harcamaları 149,7 milyar lira seviyesinde kaldı. Genel bütçe harcamalarındaki gerçekleşme oranının yarısına bile ulaşamayan yatırım giderleri, kamu tasarrufunun en fazla hissedildiği alan olarak öne çıktı.
Özellikle kırsal ve yerel altyapı projeleri için ayrılan kaynakların kullanılmaması dikkat çekti. Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) ile Belediyelerin Altyapılarının Desteklenmesi Projesi (BELDES) kapsamında ayrılan 16,3 milyar liralık kaynaktan yılın ilk dört ayında herhangi bir harcama yapılmadı.
Faiz giderleri bütçede ağırlığını artırdı
Yatırım harcamalarının sınırlı kalmasına karşın faiz giderleri bütçede en yüksek gerçekleşme oranına ulaştı. Yıl başında faiz ödemeleri için ayrılan 2 trilyon 741 milyar liralık ödeneğin yüzde 41,3'ü ilk dört ayda kullanıldı. Bu dönemde faiz giderleri toplamda 1 trilyon 132 milyar liraya ulaştı. Harcamaların büyük bölümü iç borç tahvillerine yönelik faiz ödemelerinden oluştu. Sadece iç borç faizleri için yapılan ödeme 915,4 milyar lira olarak kayıtlara geçti.
Faiz harcamalarının yatırım harcamalarının yaklaşık 7,5 katına ulaşması, bütçe kompozisyonundaki değişimi gözler önüne serdi. Kamu kaynaklarının önemli bölümünün borçlanma maliyetlerine yönelmesi, yatırım harcamalarının geri planda kalmasına neden oldu.
Deprem ve seçim yılı 2023 dikkat çekti
Yıllar itibarıyla yapılan karşılaştırmalar, yatırım harcamalarının özellikle 2023 yılında belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koydu. Deprem felaketi ve genel seçimlerin yaşandığı 2023 yılında yatırım harcamalarının bütçe içindeki payı yüzde 16,8 seviyesine ulaşmıştı. Bu oran, diğer yılların ortalamasının yaklaşık üç katı olarak dikkat çekmişti. Buna karşın 2026 yılının ilk dört ayında yatırım harcamalarının bütçe içindeki payı yüzde 2,5 seviyesinde kaldı.
Faizin bütçedeki payı rekor seviyeye çıktı
Faiz giderlerinin bütçe içindeki payı son yıllarda kademeli olarak yükselirken, 2026 yılı ilk dört ay verileri yeni bir zirveye işaret etti. 2018 yılında bütçe harcamalarının yüzde 9,1'ini oluşturan faiz giderleri, 2019'da yüzde 10,1'e, 2021'de yüzde 11,4'e ve geçen yıl yüzde 14,2'ye yükselmişti. Bu yılın ilk dört ayında ise faiz harcamalarının bütçe içindeki payı yüzde 19,2'ye çıkarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Böylece kamu maliyesinde faiz yükünün giderek arttığı ve yatırım harcamalarının görece gerilediği bir tablo ortaya çıktı.