Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün açıklayacağı faiz kararı piyasalarda merakla bekleniyor. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından çıkacak kararın, hem iç piyasalar hem de küresel gelişmelerin etkisiyle şekillenmesi bekleniyor. Özellikle son günlerde küresel piyasalarda büyük dalgalanmalara neden olan ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın ekonomik beklentiler üzerindeki etkisi, faiz kararına ilişkin tahminleri de yeniden gündeme taşıdı.
Ekonomistlerin büyük çoğunluğu faizin sabit kalmasını bekliyor
Piyasa katılımcıları arasında yapılan değerlendirmeler, Merkez Bankası’nın politika faizinde değişikliğe gitmeyebileceğine işaret ediyor. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu, son dönemde artan küresel belirsizlikler ve enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş nedeniyle bankanın temkinli bir duruş sergileyerek politika faizini mevcut seviyesinde tutabileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre, küresel risklerin arttığı bir dönemde para politikasında ani değişiklikler yerine mevcut sıkı duruşun korunması daha olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle piyasalar, TCMB’nin faiz oranını sabit bırakabileceği yönünde yoğun bir beklenti içinde bulunuyor.
Faiz indirim süreci nasıl başlamıştı?
TCMB’nin para politikası süreci son dönemde oldukça hareketli bir seyir izledi. Banka, Aralık 2024’te yaptığı faiz indirimiyle gevşeme sürecinin ilk adımını atmıştı. Bu karar, enflasyonda beklenen düşüş ve ekonomik dengelenme sürecine ilişkin beklentilerle birlikte gelmişti. 2025 yılı içinde ise para politikası zaman zaman farklı yönlerde hareket etti. Yılın belirli dönemlerinde enflasyon riskleri nedeniyle faiz artışına gidilirken, yıl ortasında yeniden faiz indirimleri gündeme geldi. Bu süreçte TCMB, fiyat istikrarını korumayı ve ekonomik dengelenmeyi sağlamak amacıyla politika araçlarını kademeli şekilde kullanmayı sürdürdü.
Savaş piyasaları nasıl etkiledi?
Son günlerde küresel piyasaların gündeminde ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmalar yer alıyor. Bölgedeki gerilimin artması enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açtı. Özellikle küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatın aksaması ihtimali, petrol fiyatlarında hızlı yükselişlere neden oldu. Enerji fiyatlarında yaşanan artışın dünya genelinde enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, merkez bankalarının para politikası kararlarını daha temkinli şekilde almalarına yol açabiliyor. Dolayısıyla söz konusu jeopolitik gelişmelerin TCMB’nin faiz kararına ilişkin beklentileri de etkilediği belirtiliyor.
Yıl sonu faiz beklentileri yükseldi
Küresel belirsizliklerin artmasıyla birlikte piyasalarda yıl sonu faiz tahminlerinde de yukarı yönlü revizyonlar dikkat çekiyor. Ekonomistler, enflasyon görünümündeki risklerin devam etmesi nedeniyle politika faizinin yıl boyunca beklenenden daha yüksek seviyelerde kalabileceğini ifade ediyor. Bazı uluslararası finans kuruluşları da Türkiye’ye ilişkin faiz beklentilerini güncelledi. Yıl sonu için yapılan tahminlerde sınırlı da olsa yukarı yönlü revizyonlar görülürken, para politikasında temkinli yaklaşımın sürebileceği görüşü ağırlık kazanıyor.
Faiz kararının ekonomi üzerindeki etkisi
Merkez bankalarının aldığı faiz kararları yalnızca finans piyasalarını değil, günlük hayatı da doğrudan etkiliyor. Politika faizi; bankaların mevduat ve kredi faiz oranlarını belirlemesinde temel bir gösterge olarak kabul ediliyor. Faiz oranları yükseldiğinde borçlanma maliyetleri artarken, kredi kullanımı ve tüketim harcamaları genellikle yavaşlıyor. Faizlerin düşmesi ise kredi maliyetlerini azaltarak ekonomik aktiviteyi ve yatırımları teşvik edebiliyor. Bu nedenle TCMB’nin açıklayacağı karar; kredi piyasalarından konut ve otomobil finansmanına, tasarruf araçlarından yatırım tercihlerine kadar geniş bir alan üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyor.
Piyasalar karar saatini bekliyor
Ekonomi çevreleri ve yatırımcılar bugün açıklanacak faiz kararına odaklanmış durumda. Kararın ardından yayımlanacak PPK metni ve Merkez Bankası’nın vereceği mesajlar da piyasalar açısından önemli ipuçları sunacak. Özellikle küresel savaşın enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmeler, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikasının yönü hakkında belirleyici olabilir. Bu nedenle piyasalarda sadece faiz kararı değil, karar metninde yer alacak ifadeler de yakından takip ediliyor.