Genel devlet açığı 2024’te yüzde 3,2’ye geriledi

TÜİK verilerine göre genel devlet açığı 2024 yılında 1 trilyon 438 milyar TL oldu. Açığın Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya oranı %4,5’ten %3,2’ye düşerken, borç stokunun GSYH’ye oranı da %23,6’ya geriledi. Gelir ve harcamalar artış gösterirken sosyal güvenlik kurumlarının fazla vermesi dikkat çekti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2024 devlet hesapları verileri, genel devlet açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranında önemli bir iyileşmeye işaret etti. Buna göre genel devlet açığı 2024’te 1 trilyon 438 milyar 854 milyon TL olarak kaydedilirken, açığın GSYH’ye oranı bir önceki yılki %4,5 seviyesinden %3,2’ye geriledi.

Açık ve Borç Dengeleri

  • Genel devlet açığı: 1,4 trilyon TL (GSYH’ye oranı %3,2)
  • Genel devlet konsolide brüt borç stoku: GSYH’ye oranı %23,6’ya düştü

Alt sektörlerde tablo:

  • Merkezi devlet ve mahalli idareler açık verdi
  • Sosyal güvenlik kurumları fazla verdi

Bu gelişmeler, kamu maliyesinde dengelenmenin özellikle sosyal güvenlik tarafındaki güçlü performansla sağlandığını ortaya koyuyor.

gelir ve Harcama Dengesi

  • Genel devlet gelirleri: 14 trilyon 882 milyar TL
  • GSYH içindeki payı %33,4’e yükseldi
  • Genel devlet harcamaları: 16 trilyon 321 milyar TL
  • GSYH içindeki payı %36,6’ya çıktı

Gelirlerin artışına rağmen harcamaların daha hızlı yükselmesi, açık seviyesinin yüksek kalmaya devam etmesine neden oldu.

Vergi ve Sosyal Katkı Gelirleri

2024’te toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri 11 trilyon 240 milyar TL’ye yükseldi. Ancak gelir kalemlerinde dikkat çekici değişimler yaşandı:

  • Üretim ve ithalat vergilerinin payı: %48,2 → %46,7’ye geriledi
  • Gelir ve servet üzerindeki vergiler: %24’e düştü
  • Net sosyal katkılar: %29,3’e yükseldi
  • Sermaye vergileri: %0,1 seviyesine geriledi

 

Bu tablo, sosyal güvenlik katkılarının kamu gelirleri içindeki ağırlığının arttığını, üretim ve ithalat vergilerinin ise görece gerilediğini gösteriyor. 2024 yılı verileri, kamu maliyesinde borç yükünün kontrol altında tutulduğunu ancak harcama baskısının devam ettiğini ortaya koyuyor. Açığın GSYH’ye oranının Maastricht kriteri olan %3 seviyesine oldukça yaklaşması, mali disiplin açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde vergi gelirlerinde çeşitlilik sağlanması, harcama kalemlerinde verimlilik artırılması ve sosyal güvenlikteki fazla performansının sürdürülebilirliği kritik önem taşıyacak.

İLGİLİ HABERLER