Dış ticaret açığının yüzde 40’ı madencilikten

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, 2025’in ilk yarısında 49,3 milyar dolarlık dış ticaret açığının 20,8 milyar dolarının madencilikten kaynaklandığını açıkladı. Yılmaz, katma değerli üretimin artırılması ve sürdürülebilir madencilik için Kanada modeliyle yeni standartlar getirileceğini söyledi

ürkiye ekonomisinde dış ticaret açığının önemli bir bölümünü madencilik sektörü oluşturuyor. Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, 2025 yılının ilk yarısında 49,3 milyar dolara ulaşan dış ticaret açığının 20,8 milyar dolarlık kısmının madencilik kaynaklı olduğunu açıkladı. Yılmaz, bu tablonun değişmesi için katma değerli üretimin artırılması gerektiğini vurguladı.

Sektörün potansiyeli büyük, payı küçük

Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre madencilik sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı Türkiye’de yalnızca yüzde 1,5 düzeyinde. Bu oran; Rusya’da yüzde 14, Çin’de yüzde 13, Kanada’da yüzde 7,5, ABD’de ise yüzde 4,5 seviyelerinde bulunuyor. Türkiye’de bu payın kısa vadede yüzde 2’ye çıkarılmasının hedeflendiğini aktaran Yılmaz, “Bor ve mermer başta olmak üzere büyük bir potansiyele sahibiz ancak işleme ve rafinasyon yatırımları yetersiz. Ham ihracat kısır döngüsünü kırmadan cari açık baskısı sürecek” dedi.

Enerji dönüşümünde kritik madenler

Elektrikli araç bataryaları, rüzgar türbinleri ve güneş panelleri gibi yeni nesil teknolojilerin yüksek oranda mineral ihtiyacı doğurduğunu hatırlatan Yılmaz, lityum, kobalt ve nikel gibi madenlerin stratejik değerinin giderek arttığını belirtti. Türkiye’nin bu alanda kaynak avantajını yatırım ve teknolojiyle birleştirmesi gerektiğini ifade etti.

Sürdürülebilirlik için Kanada modeli

Madencilik sektöründe çevresel hassasiyetlerin giderek öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, 15 Eylül 2025’te sürdürülebilir madencilik protokolünün imzalanacağını açıkladı. Kanada’da uygulanan standartların Türkiye’ye uyarlanacağını belirten Yılmaz, su kullanımı ve atık geri kazanımı gibi kriterlerin belirleneceğini, bu kriterlere uymayan firmaların dernek üyeliğinden çıkarılabileceğini dile getirdi. Yılmaz, bu sertifika sisteminin kamusal yaptırım olmasa da sektör için güçlü bir özdenetim mekanizması işlevi göreceğini kaydetti.

Altın ithalatı ve kayıt dışı riskler

Türkiye’nin altın ithalatındaki tablo da dikkat çekiyor. Yılmaz, 2023 yılında 30 milyar dolarlık altın ithalatı yapıldığını, sonrasında uygulanan kota nedeniyle resmi ithalatın düştüğünü ancak kayıt dışı girişlerin arttığını söyledi. Kota sonrasında mücevher ithalatının da yükseldiğini aktardı. Türkiye’nin bugüne kadar 520,5 ton altın ürettiğini, buna karşın son 29 yılda 5 bin tonun üzerinde altın ithalatı gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, “Ülkemiz yüzölçümünün sadece yüz binde 7’sinde altın işletmeleri bulunuyor. Ruhsatların büyük bölümü arama aşamasında kalıyor, 200 arama ruhsatından yalnızca biri işletmeye dönüşüyor” dedi.

Türkiye’nin madencilikteki sorunları iki başlıkta toplanıyor: Katma değerli üretim eksikliği ve sürdürülebilirlik. Hem dış ticaret açığını azaltmak hem de çevresel hassasiyetleri gözeten bir sektör yaratmak için yeni dönemde Kanada modeliyle daha şeffaf ve standartlara bağlı bir madencilik anlayışı öne çıkacak.

İLGİLİ HABERLER