Türkiye’de son dört yılda enflasyonun da ötesine geçen kira artışları, özellikle dar gelirli kesimler üzerinde ağır bir yük oluşturdu. Resmî verilere göre bu dönemde ortalama fiyat artışı %472 olurken, kira fiyatlarındaki artış %836’yı buldu. Asgari ücretin ise yılbaşından bu yana yerinde sayması, milyonlarca vatandaşın alım gücünü daha da zayıflattı. 2025 başında yapılan tek seferlik zam, artan hayat pahalılığı karşısında kısa sürede eridi. Asgari ücretlinin maaşı kira, gıda ve ulaşım gibi temel harcamaları karşılamaya yetmez hale geldi. Ekonomistler, ücretlerin baskılanmasının toplumun geniş kesimlerinde yoksullaşmayı derinleştirdiğini belirtiyor.
Kiralar Enflasyonu Katladı
İktisatçı Yalçın Karatepe, sosyal medya paylaşımında, asgari ücrete ara zam yapılmamasının ne enflasyonu ne de kira artışlarını frenleyebildiğini vurguladı. Ekonomist İnan Mutlu ise son dört yılda fiyatların %472 artmasına karşın, kiralardaki artışın %836’ya ulaştığını hatırlattı. Mutlu’ya göre, faiz indirimleri sonrası başlayan süreç konut piyasasında olağanüstü bir fiyatlama yarattı.Bir başka ekonomist Ensar Yılmaz, konutun artık “tipik arzı sınırlı bir sermaye aracı” gibi hareket ettiğini, bu nedenle de kiracıların giderek daha zor durumda kaldığını ifade etti.
Konut Piyasasında Yeni Gerçeklik
Uzmanlara göre kira fiyatlarının enflasyonun çok üzerinde seyretmesi, yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanabilecek bir durum değil. Konut, sınırlı bir varlık olarak yatırımcılar için cazip hale geldikçe, kiralar da hızla yükseliyor. Bu eğilim, mülksüzleşmeyi artırırken, özellikle asgari ücretlilerin konuta erişimini neredeyse imkânsız hale getiriyor. Son dört yılda %836’lık kira artışı, asgari ücretlinin gelirini adeta eritti. Uzmanlar, kalıcı çözümler için ücret politikalarının gözden geçirilmesi, kiralarda denetim ve düzenlemelerin güçlendirilmesi ve konut arzının artırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi takdirde, kira yükü Türkiye’nin en büyük sosyal ve ekonomik kriz başlıklarından biri olmaya devam edecek.